İstanbul, Levent’te penceresi yeşilliklere bakan bir çalışma odası. Gazetelerin yığıldığı bir masa, ardında en kapsamlı kütüphanelerde bile bulamayacağınız sözlükler, imlâ kılavuzları… Hakkı Devrim, bizi odasında karşılıyor. Önündeki gazetedeki tashihe sinirlenmiş belli ki; “Merhaba”dan önce “Yahu, hâlâ şu hatayı yapıyorlar!” diye veryansın ediyor. “Tam da bu sebepten buradayız” diyoruz.
Meslek tanımlarından, kendi tabiriyle ‘kibarlık budalalığına’ kafamızı son zamanlarda en çok karıştıran kelimeleri soruyoruz.
İŞADAMI İŞ İNSANI
Buradaki hassasiyet çok açık… İçinde kadınların da olduğu bir gruba ‘adam’ genellemesi yapmak, değişimi gerekçelendiriyor. Ama bence ‘iş insanı’ kullanımı çok iğreti duruyor. Yerleşmiş bir tabir var. Dil dediğin, perde değil ki rengini sevmeyince değiştiresin. ‘İş insanı’ denmesindense ‘iş adamları ve iş kadınları’ diye cümleyi uzatmayı tercih ederim.
KADIN-BAYAN HANIM
Bay-Bayan, modernleşme hareketinin bir sonucu olarak dilimize girdi. Ama günlük hayatımızda yer edinmesi zor. Atatürk çok uğraştı bunun için. Ama İsmet İnönü’ye kabul ettirememişti. Bayan burada hem bekâr hem de evli hanımları tasvir etmek için ihtiyaç olarak dilimizde kalmaya devam ediyor. Tavsiyem, resmi tanımlarda mesela basketbol takımını anlatırken kız; günlük hayatta hanım veya kadın kullanılmasıdır. Ama evet; bayanın yerine başka bir icat gerekiyor.
KAPICI APARTMAN GÖREVLİSİ
Eskiden kâhyalar vardı. Evden dışarı çıkması pek hoş karşılanmayan kadınların tüm sokak işlerini onlar hallederdi. Kapıcı, bugünkü anlamıyla doğru kullanılmıyor. Aslında kapıcı, kapının güvenliğinden sorumlu kimse veya kurumlarda kişiyi hangi kata çıkması gerektiği konusunda yönlendiren danışmadır. Apartman görevlisi de uzun ve yorucu bir tamlama.
HİZMETÇİ YARDIMCI
Aslında bizim o kadar güzel bir kelimemiz var ki, buradaki kafa karışıklığını giderecek cinsten: Hizmetkâr… Nedense günümüze kadar gelememiş. Ben bunu tercih ederim. Çünkü hizmet kelimesi aslında ‘hassas’ bir kelime değil. Sonuna –çi eki gelince problem oluyor. –kâr eki kelimeyi nezihleştiriyor, yumuşatıyor. Ama bugünün koşullarında ‘yardımcı’ en uygunu…
SEKRETER ASİSTAN
Şimdi, asistanlık titri akademisyene de bir gönderme yaptığı için, şık duruyor. ‘Sekreter’i sorunlu hale getiren ise, Türk Sineması’ndaki bazı yapımlar. Ama doğru anlamı da bu. Asistan dediğimizin şirketteki konumu itibarıyle bir gün o şirketin genel müdürü olma ihtimali var. Sekreterin pek yok o kadar. Mesela benim de ev işlerimi yapan kadın, kendini “Hakkı Bey’in asistanıyım” diye tanıtıyor; şaşırıyorum.
TUVALET LAVABO
Bana kalırsa en uygunu ayakyoludur (gülüyor). Ama tabii, yine günümüz koşullarında pek mümkün bir kullanım değil. Lavabo, biraz ‘kibarlık budalası’ yapabilir sizi. En nihayetinde lavaboda görmeyeceğiz hacetimizi. “Lavaboyu kullanabilir miyim?” Saçma. Burada tuvalet en uygun tercih…
KARIM-KOCAM EŞİM
Mesela ben ‘hanım’ kelimesini kullanmayı çok severim. Ama ‘hanımım’ dil estetiği açısından aynı harfleri arka arkaya getirdiği için hiç hoş durmuyor. ‘Karı-koca’yı değiştirmek artık zor. Ama yaygın kanının aksine, ‘eşim’ tabiri ‘evliliği’ simgeliyor.
VAROŞ ALT KÜLTÜR
İkisi de değil. Bizim o kadar şahane bir icadımız var ki burada… ‘Kenar mahalle’… Mesela ‘gecekondu’ da öyledir. Dilimizde en sevdiğim icatlardan biridir. Varoş hem fonetik itibarıyle, hem de ‘aşağılayıcı’ imajı nedeniyle itici duruyor. Alt kültür de çok akademik bir terim. Kenar mahalle en iyisi.
BU KİŞİ O KİŞİ
Kişilerden ‘bu, şu’ olarak bahsetmek, nezaketten öte bir dil bilgisi kuralı ihlalidir. Sadece nesneler için ‘bu’ ve ’şu’ kullanılır. Kişilerden bahsederken ‘o’ demek en doğrusu.
ÖZÜRLÜ ENGELLİ
Şimdi özür kelimesi, kişinin kendi kusuru olduğunu çağrıştırıyor. Aslında öyle değil. Ama ‘özür’ün zarif bir tarafı da yok değil. Kullanılması gereken, evet, belki ‘engelli’dir. Ama cümle içinde kullanılınca; mesela ‘fiziksel engelli’ tamlaması kulağa hoş gelmiyor.
YAŞLI İHTİYAR
İhtiyar kelimesinden kişinin ‘aciz’, ‘elden ayaktan düşmüş’ olduğu sonucuna varabiliriz. Tanımı da öyledir. 85 yaşında biri olarak benden ‘yaşlı’ diye bahsedilmesini tercih ederim. Bir de kaş yapayım derken, göz çıkaranlar var. Mesela ‘yaşı geçmiş’ diyenler. Onlar tam dayaklık!
ERGEN GENÇ
Bugünün ergenleri kendile-rinden böyle bahsedil-mesine içerliyorlar. Aslında ergenin sözlük tanımı ‘Henüz evli olmayan kimse’ yani bekâr demektir. Ama biz öyle kullanmı-yoruz. Gençliği ifade ederken bir zorlanma halimiz var. Mesela ‘delikanlı’ diyoruz; karşılığı olsa olsa ‘genç kız’ oluyor. Kısacası, ergen tanımı, bugünkü haliyle doğru kullanılıyor.