Kapı çalındı. Adam yavaşça kapıya yöneldi ( onun için heyecan yapmasına o kızıyordu !!! )
Kadın içeri girdi.
– geldim
– hiç gitmedin ki
– evet oraya gitmedim
– biliyorum
– nasıl?
– işte o da benim lanetim senle ilgili herşey bu evrenden dönüp dolaşıp önüme akıyor. Herşey seni anlayayım diye… Neyse… Kadın oturdu… Adam dudaklarına takıldı… Bahçeşehirdeki
dudakları…. Islak prüzsüz harika… O geçen yılların hepsini hatırlıyordu… Tıpkı balık yedikleri gün giydiği kahverengi eteği hatırladığı gibi hatırlıyordu…
Biliyorum hep anlatmamı istedin bense benden değil kaynaktan, herşeyin kaynağından öğrenesin istedim.
Kırıldığını biliyorum, herşeye her zaman, hırçınlığının sebebini de. Sana hiç kızmadım. Sen nasıl hissediyorsan ne düşünüp ne yapıyorsan benim de hiç farkım yoktu.
Ve nasıl öğrenmek istediysem, öyle öğrenmeni istedim.
Sen de her söylediğimi yerine getirdin. Bu senin üzerinden benim kendime güvenimin, istikrarımın kavgasıydı. Neden sana fikrimin mürebbiyesi dediğimi şimdi umarım anlıyorsundur!
Görüyorsun değil mi sana söylediklerimi gerçekleştiriyorsun… – evet bak gözlerime
– biliyorum… O perşembe oturduğumuzda sana söylemiştim. Sana ne kadar çok güvendiğimi. Güvenmesem hayatımdaki tek kişi ilan edermiydim seni? Hep güvendim. Şekerim 5yüzken de sana güvendim..,
-ben bilmiyordum
-ben de bilmiyordum… Geçirdiğim zor dönemin farkında değilmişim. Sebebi o saçma sapan işti. Sen ayrılacağım diye korkuyordun ya, ayrıldım! Çok da iyi geldi!! Neyse zaten o günlerin bendeki tek izi güzellikler daha birçok güzellikler. Şimdi geleceğe bakalım.
Blogum
Kadın ve erkek yıllar sonra yeniden
Bilgi paylaşarak çoğalır...