İnsanoğlu ilk başlarda bir birinden çok farklı özellikler gösteren iki alanda savaşmıştır; “kara” ve “deniz”. Yüzyıl öncesinde ise hava teknolojisinin gelişmesi ile birlikte üçüncü savaş ortamı “gökyüzü” olmuştur. 1957 tarihine gelindiğinde ise dördüncü savaş ortamı “uzay” olarak kabul edilmiştir. Bu dört savaş ortamının da kendine has özellikleri ve gereklilikleri bulunmaktadır. 21. yüzyıla gelindiğinde bu dördüne beşinci savaş ortamı eklenmiştir; “siber ortam”. Birleşmiş Milletler Terimler sözlüğünde, siber savaş (cyber war) “bilgisayar sistemlerinin düşman sistemlerine zarar vermek veya yok etmek maksadıyla kullanıldığı savaş tipidir” şeklinde tanımlanmaktadır. Siber savaş ise, “devletler veya devlet benzeri aktörler tarafından gerçekleştirilen, kritik ulusal altyapıları, askeri sistemleri veya ülke için önemli endüstriyel yapıyı tehdit eden, simetrik veya asimetrik, saldırı veya savunma maksatlı dijital ağ faaliyetleri”dir.
İLK SİBER SAVAŞ
Rusya, İkinci Dünya Savaşında Estonya’da Estonya’nın Nazi istilasından korunması için verilen mücadeleyi simgeleyen bir heykel dikmiştir. Bu heykel 26 Nisan 2007 tarihinde Estonya tarafından yerinden kaldırılmıştır. Daha sonraki günlerde daha organize bir şekilde gerçekleştirilen ve Rus Hackerlar tarafından yapıldığından şüphelenilen saldırılar sonucu ülkenin ulusal bilgi sistemleri, internet hizmet sağlayıcıları ve bankaları çok büyük zarar görmüştür. Ülkenin internet sistemi çökme tehlikesiyle karşı karşıya gelmiştir. Estonya’nın 1,3 milyon olan nüfusunun 1 milyondan fazlası sayısal kimliğe sahiptir. Nüfusunun %66’sının internet kullanıcısıdır. Evlerin %55’inde internet bağlantısı vardır ve vergi beyanlarının %80’i internet üzerinden yapılmaktadır. Bankacılık işlemlerinin %97’sinin çevrim içi olarak gerçekleştirildiği, sağlık kayıtlarının tamamının sayısal ortamda tutulduğu da göz önünde bulundurulduğunda Estonya’ya verilen zararın boyutları tahmin edilebilecektir.
2007 ilkbaharında Estonya’nın maruz kaldığı siber saldırı ise hazırlık boyutunu farklı bir seviyeye taşımıştır.36 Tarihinde ilk defa İttifak, siber uzay politikasının üç temel ayağını belirleyen resmi bir “NATO Siber Savunma Politikası” hazırlamış ve Ocak 2008’de kabul etmiştir.
2010 yılındaki Lizbon zirvesinde ise siber savunmanın sürekli olarak NATO gündeminde bulunması yönünde temel bir karar alınmıştır. 8 Haziran 2011 tarihinde NATO Savunma Bakanları gözdengeçirilmiş NATO Siber Savunma Politikasını kabul etmişlerdir. Bu politika, siber savunma konusunda gerçekleştirilecek olan topluluk bazındaki çabaları içermektedir. Ekim 2011’de Bakanlar tarafından, Siber Savunma Eylem Planı’nın detayları üzerinde görüş birliğine varılmıştır. Siber Savunma Politikası’nda siber tehditler, yeni Stratejik Kavram doğrultusunda 5. maddede ifade edilen toplu savunma görevini yerine getirmesi için potansiyel kaynak olarak tanımlanmaktadır. Şubat 2012’de NATO Bilgisayar Olayları Karşılama Kapasitesi’nin (NATO Cyber Incident Response Capability – NCIRC) 2012 yılı sonunda tamamen operasyonel hale gelebilmesi için 58 milyon Avroluk bir kontrat imzalanmıştır. Ayrıca, bunun yanında istihbarat paylaşımı ve durumsal farkındalık için bir Siber Tehdit Farkındalık Birimi vücuda getirilmiştir.
- Siber alanda şimdiye kadar gerçekleşen vakalar göstermiştir ki; siber savaş gerçektir ve şimdiye kadar ilkel siber silahlar kullanılmış olup taraflar gerçek yeteneklerini ve silahlarını devreye sokmamışlardır. Bunun nedeni, tarafların ellerinde bulundurdukları yetenekleri henüz göstermek istememeleridir. ABD ve diğer tarafların sahip oldukları gerçek yetenekler kullanıldığında bu saldırıların bir ulusun sonunu getirebileceği konusunda yorumlar yapılmaktadır.
- Siber savaşta, saldırı zamanı ile bu saldırının karşı tarafta yaratacağı etki neredeyse aynı anda gerçekleşmektedir. Bu durum aynı zamanda kriz yöneticilerinin karar alma süreçlerini ve ellerinde bulundurdukları zamanı önemli ölçüde zora sokmaktadır.
- Siber ortamın yapısı ve kullanılan tekniklerin karmaşıklığı, herhangi bir siber anlaşmazlık durumunun kolaylıkla küresel hale gelebileceğini ve birçok devleti bu savaşın içerisine çekeceğini göstermektedir.
- Bankalardan savunma radarlarına kadar insanların ihtiyaç duyduğu ve güvendiği sistemler siber ortamdan erişilebilir durumdadır ve bu sistemler hiç kullanılmaya fırsat verilmeden devre dışı bırakılabilmekte ya da kullanılamaz hale getirilebilmektedir.
AMERİKA’DA SİBER SAVAŞ KONUSUNDA ÖNLEMLER

ABD’de George Bush’un ikinci döneminde bu yeni savaş alanının önemi çok açık hale gelmiş ve yeni ortaya çıkan bu alanı kimin kontrol etmesi gerektiği tartışılmaya başlanmıştır. Bu gelişmelerin sonucunda Uzay Komutanlığı (Space Command), Stratejik Komutanlığa (Strategic Command-STRATCOM) dönüştürülmüş ve bu komutanlığa siber savaşa komuta etme yetkisi verilmiştir. 2008 yılına ABD, siber savaşın önemi konusunda ikna olmakla kalmamış aynı zamanda ayrı bir siber komutanlık kurulmasının gerekliliğine inanmaya başlamıştır. Bu gelişmelerin devamında 23 Haziran 2009 tarihinde Stratejik Komutanlığa, Siber Komutanlık kurulması emri verilmiş, 21 Mayıs 2010 tarihinde itibaren de Siber Komutanlık (CYBERCOM) kurulmuştur.
General olarak Keith Alexander başa getirilmiştir.
SİBER SAVAŞ VE ASRIN DİJİ-KULAK SKANDALI PRISM
İnternet kullanıcılarına ait arama geçmişleri, e-posta içerikleri, transfer edilen dosyalar ve sohbet geçmişlerine ulaşabildiği iddia edilen ve CIA ajanı Snowden tarafından ortaya dünyanın belki ilk diji-kulak skandalı olarak ortaya çıkan PRISM adlı programın 11 Eylül saldırılarının ardından dönemin devlet başkanı George W. Bush’un uygulamaya koyduğu biliniyor. Barack Obama döneminde ise, bu programın uygulamasının genişletildiğinin ve aralarında Microsoft, Yahoo, AOL, Facebook, Google, Apple, PalTalk, YouTube, Skype, Dropbox’ın da bulunduğu şirketlerin verilerine ulaşıldığının belirtilmesinin ardından, siber komutan Keith Alexander, telefon dinleme ve internetteki faaliyetleri izlemenin 50 civarında terör olayını engellediğini söyleyerek ifşa edilen PRISM adlı programı savunan bir açıklama yaptı. İstenirse senatoya bu olayların hepsinin iletilebileceğini de ekledi. ABD Başkanı Barack Obama da yaptığı açıklamada programı savunurken ABD Ulusal Güvenlik Kurumu’nun sızdırılan bilgilerle ilgili olarak Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı’na suç duyurusunda bulunduğu da açıklandı.
PRISM OLAYINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KONULAR
Amerikalıların prism’e itirazının sebebi çok dikkat çekici. Onlar hiç bir amerikan vatandaşının izlenmesinin hiçbir şekilde hak olmadığını söylüyorlar.
Ancak Keith Alexander ve NSA yetkilileri Amerikan vatandaşlarına izleme yapılmasını 2005 yılında yenidenyetki alınan patriot yasasına ve anti terör faaliyetlerine bağlıyorlar. Ayrıca amerikan vatandaşlarının dinlenmesi konusunda ekstra izinlerin alınması gerekliliğini ve bunun dikkatle yapıldığını ekliyorlar.
Şimdi buraya dikkat, kimse Türkiye’nin izlenmiş olmasını konuşmuyor. Türkiye de bu konuda tepki vermiş değil. Aslında her ortamda vergi konusunu açan Ulaştırma BakanıBinali Yıldırım’ın özellikle youtube’u bu taraftan sıkıştırması çok kolay ve mümkün görünmekle birlikte tabii ona bunu anlatabilecek kimse yakınlarında değil. Bu nedenle anlamsız iddialarla devletimizin itibarını düşürmeye devam ediyoruz.
Konu ne BTK nın gündeminde. Ne de bir iktidar veya muhalefet milletvekili konuyu TBMM gündemine taşıdı. Cumhurbaşkanlığı konuyla ilgili bir açıklama yapmadı. Ben mecliste birçok bakanımızın yıllardır yahoo maili kullandığını çok net biliyorum. Bu bilgilerin şu an NSA’in sunucularında çevirilmek için beklendiğini bilmek sadece beni mi rahatsız ediyor?
Ya 2023 planlarından bahseden Başbakanımız Tayyip Erdoğan bilişimde iç gündeme bu kadar sıkıştığımızı ve bu kadar önemli birkonuda hiçbir faaliyet göstermediğimizi farkeder, haberi olursa durum ne olur?
Bu bir internet konusu görünmekle birlikte konu Ulaştırma baakanlığına bırakılmayacak kadar önemlidir. Diplomasinin kuralları içinde Türkiye gereğini yapmalıdır. Yani bu konuda dış işleri bakanlığına ve ayrıca tabiiki Ahmet Davutoğlu’na da çok görevler düşmektedir.
SİBER SAVAŞ VE TÜRKİYE
Türkiye’nin siber savaş macerası siber tatbikatlarla başladı. Kurumların siber saldırılara hazır olması amacı ile Ulaştırma Bakanlığı koorinasyonunda siber tatbikatlar yapıldı. Ulusal Siber Güvenlik Eylem Planı oluşturulup Resmi Gazete’de yayınlandı.
Bu tatbikatların arkasından Siber Güvenlik Kurumu kuruldu. Siber Güvenlik Kurumu’na bilgi ve veri sağlamak amacı ile İnternet Geliştirme Kurulu’nun altında Siber Güvenlik İnisiyatifi faaliyete geçti. Ben bu faaliyetleri çok mantıklı buluyor ve destekliyorum. Ancak iki konuda ciddi eleştirim var.
- Bir devletin siber konuda bile olsa hiçbir zaman muhatabı google gibi kurumlar ve veya hacker grupları olamaz. Devletler karşılarına muhatap olarak devletleri almalıdırlar.
- İş bilişim ve bilgisayarla ilgili olunca ya BTK herşeye sahip çıkıyor ya da BTK’nın üzerine atılıyor. Nedenini bilmiyorum ama siber savaş çok ciddi bir konu olup, savaş kısmında ordunun, diplomasi konusunda dışilişkilerin, polisiye konularda ise polisin bu tarafta etkin, bilgili ve yetkili olması şarttır. Yani Başbakanımız Tayyip Erdoğan’ın dediği ve benimde kesinlikle yüzde yüz katıldığım gibi herkes kendi görevini yapacak. Başkasının işine karışmayacak, sulanmayacak onun hakkında dedikodu yapmayacak.
SİBER SAVAŞ İNFOGRAFİKLERİ
PRISM NEDİR VE TÜRKİYE PRISM KONUSUNDA NE YAPMALIDIR
[youtube http://youtube.com/w/?v=Dn_l1ksM4y4]