Pazarlama profesyonelleri bu aralar çokça teknoloji konuşur oldular. Herkes yeni teknolojilerin felsefesinden geleceğine neredeyse her konuyu konuştu. Hatta billboardlarda nöromarketingi yapılan yaşayan tek “DEHA”mız Stephen E. Hawking de aman yapay zekadan uzak durun filan diye korkutmalara başladı. Başladı da nedir bu son dönemin konuşulan konuları, bir göz atalım isterseniz…
Bir kısmımızın bilip itiraf edemediği pazar gerçekleri nelerdir? Bahsedildiği gibi kasıp kavuracak mı ortalığı? Brief toplantılarında her türlü ukalalığı yapmak için gerekli kısa ve öz tanımları bu yazının içinde bulabilirsiniz. Yazdıklarımın hepsi gerçek ancak hemen uyarayım karşınızdaki meraklı biri olur soru sorar detay sorarsa donup kalmamak için usturuplu anlatımlarda yarar var.
Big Data
Malum konu kolay görünüyor. Bildiğiniz çok veri. Tabii bir sürü sömürüsü de yapıldı.
– Kime göre büyük veri? Ne de olsa bakkala büyük gelen süper markete küçük gelir…
– Önemli olan büyük veri mi, işlevi mi? Analiz edilmemiş veriyi ne yapalım!
Bazıları da bu işi kişisel verilerin korunması konusuyla karıştırdı. “Bu verileri kim saklayacak?” diye sordu. Avrupa birliği bütün büyük verisini açtı. Nasıl yani diyenlere de patlatıverin adresi https://open-data. europa.eu/en/data/. Bu da tek değil, Atlas büyük veri portali, Fujitsu’nun bazı Avrupa şehirlerindeki sağlık bilgilerini açtığı büyük veri portali ve Hitachi’nin ulaşım alanındaki büyük veri portalleri ve daha niceleri.
Bulut Bilişim
Önemli konu. “Aslında teknik adamlara ilk anlattığınızda bu bizim sanallaştırma projeleri değil mi?” derler… Yani babası sanallaştırma ama artık bilgisayarlar ortalıkta yok. Ama bulut bilişim var diye bilgisayarlardan hepten kurtulduk sanmayın. Ortalıkta kutup soğukluğundayki veri merkezleri de olmayacak artık. Yani müşteriye gittiğinizde IT müdürü suratında ince bir gülümsemeyle hadi size bizim veri merkezimizi de dolaştırayım diyemeyecek demek bu. Paşa paşa çayınızı, kahvenizi içip çıkacaksınız. Ancak bu, bu konuda ukalalık yapamayacağınız anlamına gelmesin. Eğer size veri merkezi gezdiren olursa, “bu zamanda veri merkezi mi kaldı ya, siz buluta geçmediniz mi?” diye çıkışabilirsiniz. Dünyanın en büyük bulut bilişim şirketi ise şu bizim malum kitapçı. Amazon… AWS ismi ile kurdukları şirket S3 hizmeti ile dünya pazarın neredeyse yarısını elinde tutuyor. Yalnız bunu bir toplantıda söyleyecekseniz “Google, Microsoft ne yapıyor neden gerideler?” Veya daha kötüsü “Aaa Apple var hepimiz iPhone’umuzu oraya yüklüyoruz?” sorularına hazırlıklı olmanızı tavsiye ederim.
SEO
Malum yeni bir konu değil. 90’larda seminerlerimde anlatıyordum. Ama konu nasıl evrildi ben de şaşırdım. Biz anlatırken ne sandbox vardı, ne SEO’ya uygun içerik üretmek için çıkan plugin’ler. Oluşturduğunuz sitenin sayfalarına tag’ler yükler geçerdik. Şimdi SEO’cu diye adamlar var. Hem freelance’leri hem de şirketleri. İşler kötü gitti mi kalabalıktan birisi yapıştırıyor SEO’su kötüdür diye. Tazedirekt’e bile yaptılar. SEO yapamadıklarından işi bıraktılar diye.
İnsan korkuyor. Yapmazsam başıma neler gelir diye. Ama dışı seni içi beni yakıyor. O dolaşan SEO’cuların büyük kısmı müşterilerinin başbelası. SEO yaptıran müşterilerin büyük kısmı hiçbir işe yaramadı diye dolaşıyor. Tabii SEO’cu durur mu yapıştırıyor cevabı: “Sadece bana güvendi reklam yapmadı ondan işe yaramadı” diye. * Bu arada ‘si-i-o’ değil ‘es-i-o’ diye okunduğunu unutmamak lazım. O diğeri chief executive officer 🙂
Adblock
Türk’ü Allah korur yaklaşımı içinde olduğumuz güzide konulardan biri. Kimse üzerine alınmıyor, dert etmiyor… Birileri banner reklamcılığı öldü diyor ülkede tık yok. Gerçi galiba baştan beri ‘tık’ olmadığı için CPM diyorduk. CPC diyenlere de sarımsakla yaklaşıyorduk. Ama atalarımızın dediği gibi ‘Deniz bitti’… Wired durumu ilk kavrayanlardan oldu. Madem ablock kullanıyorsunuz bari beni beyaz listeye alın ya da bana para verin dedi. Herkes beyaz listeye almış. Memnuniyetle açıkladılar. Tabii Türkiye’de dert değil. Ortada hiçbir şey yokken kendini herkese kapatmış bir Hürriyet örneği varken, hala yaşıyorken… Türk’ü Allah korur.
Bot’lar
Hepimiz çok şey bekliyoruz ama korkarım ismimizi bile söyleyemeyecek. Yeni pazarlama trendi bot’lar. Facebook hemen sahneye atladı. “Bende çalıştırın botlarınızı üretmesi de kolay” diye. Daha önce e-mail, sosyal kampanya sayfaları gibi konularda çuvallamış bir platforma güvenilebilir mi bilemiyorum. Google da bu trendin bir parçası olma kararını açıkladı. Hemen ortalık ‘hiç programlama yapmadan nasıl bot yapılır yazılarıyla’ doldu. Sonuçta ortada bir öğrenme algoritması yok. Ama markalar sorarsa yapıyoruz diyebilmeniz için size linki veriyorum… https://developers.facebook.com/blog/ post/2016/04/12/bots-for-messenger/
Sanayi 4.0
Almanya’nın literatürümüze kazandırdığı teknoloji markası… Spota bakıp bu adam ne yazmış demeyin. Gelişmiş ülkelerin üretiminin ucuz işgücü olan ülkelere kayması, vergi veren kesimin baskı yapmasına sebep oldu. Bu baskının sonunda Alman’lar sanayide işgücünü kaldırıp, üretim maliyetlerini düşürecek, böylece üretimi ülkelerine taşıyacak sanayi 4.0 söylemini buldu. Aslında asıl hikaye, daha ucuz üretim ve üretimin gelişmiş ülkelere dönmesi. Türkiye olarak biz ne yapmalıyız diye soruyorsanız, biz de zaten bu evsaflardan bir üretim yok. Apple düşünsün, Foxconn düşünsün.
Yapay Zeka
Hayaller Steven Spielberg filmi, gerçekler Microsoft’un ırkçı bot’u… Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Herkes dünyanın hakimi, çalışmamıza gerek olmayan, herşeyi duyup işiten, bizden önce düşünen hatta ‘guns don’t kill people, people kill people’ (silahlar değil insanlar insanları öldürür) savıyla yola çıkarak insanları hizaysa getiren, gelmeyecek olanları da kazıklara oturtan bir yapay zeka bekliyor. Ancak ortada çocuklar tarafından kandırılıp bir gecede Hitler yandaşı küfürbaz bir serseri haline gelen yapay zekalar var. Yapay zeka, insan yakınlaşmasında ben insanlara değil yapay zekalara acıyorum!
Blogum