Biz aslında böyle uzman kişileri Serhat’ı (Serhat Akkılıç) ve Atıf’ı (Atıf Ünaldı) görünce birkaç soru sormadan bırakmak istemiyoruz sizi.
Serhat Akkılıç; “Sosyal medyanın ruhunu anlamak, orada yaşamak yöneticiler için önemli”
Siz dijital ortamlarda çok aktifsiniz, hem şirket olarak hem danışman olarak, IPTV Başkanlığınız var. Biz iletişimcilerin hayatına da dijital yaşam bambaşka açılımlar getirdi. Bu işi profesyonelce de yaptığınız için sormak istiyorum; Nasıl yönetiliyor dijital medya? Bunun sırları nedir iletişimciler için ve iş dünyası için? Bir yönetici nasıl kendi iletişimini dijital anlamda yönetebilmeli?
SA: Aslında şu anda kurumların dijital ile olan ilişkisinin seviyesine göre değişiyor. Yani bu işe daha yeni başlamış veya yeni yeni kendine yön bulmaya çalışan kurumlarda her şeyi inhouse yapıp şirket içinde yönetiliyor. Özellikle de yeni çıkan her sosyal medya ağında olmak veya hiçbir strateji belirlemeden bu işe balıklama atlamak olabiliyor ki en çok tavsiye etmediğimiz şey bu.
Belli bir süre geçtikten sonra belki acı tecrübeler olduktan sonra bunun bir strateji dahilinde yapılması gerektiği ortaya çıkıyor. Arkasından kurum içinde doğru kaynak yaratılması gerektiği ortaya çıkıyor. Bu bir imece usulü çalışma aslında, hem ajansın çok büyük ciddi rolleri var hem kurum içindeki iletişim fonksiyonunda görev alan arkadaşlarımızın sorumlulukları var. Bu rollerin doğru tanımlanması, kurum içinden ajansın doğru beslenmesi, içerik üretebilen bir kurum haline gelmesi sosyal medyada çok kritik.
Bunları yaptıktan sonra aslında biraz sosyal medyanın ruhunu anlamak, orada yaşamak, yöneticinin de aslında sosyal medyayı bir teoriden ibaret değil en azından belirli bir süre orada geçirip ne olduğunu deneyimlemesi, daha şeffaf bir yaklaşımla orada bulunmayı istemesi açısından çok kıymetli.
Yani aslında dijital ortamda yer alıp uygulamayı görmeden yönetebilmek de çok zor değil mi yöneticiler için?
SA: Çok zor. Mümkün tabi ki. Günün sonunda bazı tepe yöneticilerin de herhalde aslında pratikte olan şeylerden bir tanesidir ama daha samimiyetin, daha şeffaflığın ön planda olduğu bir dünyada, iletişimin aslında şeffaf olmadığı zaman çok net bir şekilde sakil durduğunu, tüketicinin de bunu beklediğini bilmekte fayda var.
Atıf Ünaldı; “İtibar kontrolü çok önemli bir konu”
Atıf biz beraber bir siyasal partinin çalıştayında beraber bulunduk. Siyasileri takip ediyoruz özellikle Twitter’da. Çok farklı şekilde algılayabiliyoruz. Bu konuda ne söylersin nasıl olunması gerekiyor?
AÜ: Kurumlarınki kendi başına bir konu ama kişilerinki de başlı başına başka bir konu. Çünkü birbirlerinden farklı oldukları noktalar da var.
Birincisi itibar kontrolü çok önemli bir konu. İkincisi kriz yaşanabiliyor, özellikle siyasi isimler söz konusu olduğu zaman krizler çok olabiliyor. Bu krizlerde bir kurumda belki geri dönüşü kurumlarda t zamanda bekliyorsanız, çok daha kısa zamanda bir geri dönüş beklentisi içinde oluyor insanlar. Burada bu konu çok önemli. Hızlı geri dönüş yapan, interaktif olan ve demin Serhat’ın dediği gibi şeffaf olmak çok önemli ama şeffaf olurken de bir yandan doğru zamanda doğru şeyleri yapmak çok önemli hale geliyor.
Yakın zaman da seçim dönemi de yaklaşıyor. Seçim döneminde milletvekillerinin aday adayları bile kendi stratejilerini net bir şekilde belirliyor olmaları çok önemli. Serhat’ın çok güzel söylediği bir konu var, lokomotif alanları çok iyi seçmek gerekiyor. Sosyal medyanın her alanında, her yerde olmaktan ziyade doğru lokomotifleri seçip, lokomotiflerin arkasına diğer vagonları bağlayarak, bir yerden sonra da her şeyi kullanmak yerine daha kullanılması gerekenleri strateji üzerinden belirleyip onları kullanmakta büyük yarar var. Bu tarafları birincil derecede önemli bana sorarsanız.
İkincisi dediğim gibi devamlı kontrol halinde bulundurmak gerekiyor. Ben hala sosyal medya takibi yapan siyasilerin sayısının yine çok fazla olmadığını düşünüyorum. Sosyal medya bizim için sadece bir şeyler yazıp sadece onların üzerinden gelenlerle ilgilenmek değil, aynı zamanda sosyal medya üzerinde kendileri ile alakalı olabilecek ama belki mention’lanmamış bir twit ya da Twitter’ın içinde hiç alakası olmayan belki lakabıyla bir şekilde söyleniyorsa bile onlara ulaşabiliyor olması ve ölçümleyebiliyor olması çok önemli. Ben şu an son dönemde sosyal medya takip kurumlarının çoğunun bu tip şeyleri yapabildiklerini görüyorum.
Ama bana sorarsanız siyasilerin hele bu seçim döneminde, hepsi büyük ihtimalle öncelikle sosyal medyada olmayı akıl edeceklerdir. Orada kendilerine bir şekilde var etmeyi de akıl edeceklerdir. Onun için gerekliliği yapacaklardır ama farklılaşma noktası bence biraz bu ölçümleme ve ölçümlemenin sonunda çıkan şeylere anında takip gösterebilme noktasında olacaktır.
Ben hem danışman hem de aynı zamanda bir basın mensubu olarak bazen arada kurumlar için bunu deniyorum. Bakıyorum, Twitter üzerinde hiç mention’lanmamış bir mesajıma ne kadar zamanda geri dönüş yapıyorlar, ne kadar zamanda bunu fark ediyorlar. Türkiye’deki ilk beş yüzün içinde sayılabilecek kurumların büyük bir çoğunluğu, iyi markların hepsi nerdeyse, bu tip şeylere çok dikkat ediyorlar, anlık geri dönüşler yapıyorlar. Kişilerde ve siyasilerde de bunun yakın zamanda gereklilik haline geldiği bir döneme giriyoruz gibi geliyor.
Serhat Akkılıç; “Seçim meydanları sosyal medya meydanlarını ikinci plana atmayacak tam tersi olacak diye düşünüyorum”
Aslında ilk defa bu seçimde sosyal medyayı aktif olarak kullanıyor olacağız. Benim tahminime göre, liderlerin veya adayların değil ekiplerin bombardımanına tutulacağız. Burada aslında biz de oy kullanan kişiler olarak biraz daha farklı şeyler istiyoruz onlardan, kendi görüşünü yazmasını bekliyorum ben doğrusu ekibinin görüşünü yazmasını değil. Eğer bir siyasi parti lideri bir seçime hazırlanıyorsa kendinin görüşleri ile bizleri aydınlatıyor olması lazım. Tıpkı bu siyasi arenaya çıkıp bir konu hakkında konuşma yapar gibi Twitter’dan bizimle paylaşması gerekiyor. Çoğunluğu öyle olmayacak diye düşünüyorum.
SA: Olmadığı zaman da aslında Atıf’ın bahsettiği anlık cevaplandırma, anlık proaktif belki de, reaktif değil proaktif bir takım içerikleri üretmenin daha güç olduğu görülecek. Aslında çok iyi örnekleri var dünyada. Bence şanslıyız, hem seçmen olarak hem de siyasi adaylar olarak aslında dünyada bu işi en iyi yapan ülke ve Başkan adayı ve şu an Başkanı, çok net bir örnek.
Sayın Cumhurbaşkanı çok iyi kullanıyor.
SA: Amerika’daki Obama örneği, Türkiye’de Cumhurbaşkanımızın kullanımı önemli. Baktığınız zaman ne kadar sonra bazı şeyleri adapte ederseniz o kadar da şanslı oluyorsunuz ve bazı kötü tecrübeleri yaşama ihtimalini de azaltıyorsunuz. Belki biraz takip etmek gerekiyor, belki biraz konuya odaklanmak gerekiyor diye düşünüyorum. Seçim meydanları belki sosyal medya meydanlarını ikinci plana atmayacak tam tersi olacak diye düşünüyorum.
Atıf Ünaldı; “Bin düşünüp, bir twit atmakta yarar var”
Seçim meydanı da dijital ortamlarda olacak aslında. Siyasi parti liderleri veya adayları, milletvekili adayları mesajlarını ayrıştırabilmeyi de belki bu seçimde öğrenecekler, 140 karaktere sığdırılabilecek mesajları. Arka arkaya bize 10 tane twit atmayacaklardır diye bekliyorum.
AÜ: Son seçime yakın bir zamanda arama motorları üzerinde nelerin arandığına bakılarak seçim tahmini yapılma gibi bir yönteme gidildi. Amerika’da bu çok ciddi bir konu. Hem arama motorları üzerinden hem sosyal medya üzerinden genel arama yaparak, mention’lara ve yazılara bakarak bir derecelendirme yapıp onun üzerinden bir tahmin yapabilmek mümkün oluyor. Türkiye’de seçim tahminleri yapan şirketlerin büyük bir çoğunluğu aslında bunu anketlerle yapıyor ama bunu da yakın zamanda sistemin içinde görüyor olacağız.
İkincisi, bence yine önemli farklılaşma noktalarından birisi, hangi parti, milletvekili adaylarının toplam sosyal medya üzerindeki faaliyetlerini de kontrol altında tutabilirse, onun daha başarılı olacağını düşünüyorum. Yani söylemi kullanmak, aynı üslubu kullanmak gibi konuları başarabilirse o daha başarılı olacaktır gibi görünüyor.
Demin sizin de bahsettiğiniz partinin doğru veya yanlış belirli bir üslubu var. Diğer partilerin de aynı şekilde üsluplarını belirleyip milletvekillerine o üslupları enjekte etmeleri gerekiyor.
Biz katıldığımız çalıştayda da şunu gördük; biz bir stratejiden, uzmanlıktan, profesyonelce yönetimden bahsederken bir milletvekilimiz dedi ki, “Bunlara hiç gerek yok, biz kendimiz yapabiliriz”.
AÜ: Ben daha sonra o milletvekilini takip ettim. Gerçekten doğru noktada olmadığı zamanlarda ciddi kriz yaratacak bazı iletişim şeylerini görebiliyoruz. Onlara çok dikkat etmek gerekiyor, o krizleri yaratmamak gerekiyor. Üslubu yakalamanın dışında bir de boşluklar yaratmamak gerekiyor. Çünkü karşınızda sadece sizin başka bir partinin milletvekili adayı yok, onunla atışıyor gibi olabilirsiniz ama bu arada sizi ve onu takip eden binlerce insan var. O binlerce insanın oradan ne mesajlar çıkaracağını, ne şekilde bir sonuca gideceklerini ve hangi aksiyonları alacaklarını önceden kestirerek mesajları atmak gerekiyor. Yine Atalarımızın sözlerine geliyoruz; Bin düşünüp, bir twit atmakta yarar var.
Aslında bu seçimlerde belki de sosyal medya, dijital medya üzerinden seçim kazanıyor gibi olabilir mi?
AÜ: O var. İkincisi de, demin sizin söylediğiniz, hani meydanlarda konuşmaların büyük bir kısmını kendilerinin yazmadığını, ghost writerların yazdığını biliyoruz. Belki o ghost writerlar tavırları değiştirerek, belki de ghost Twitter şekline de gelecekler. Onlar aynı zamanda twitleri de kontrol edecek noktaya gelecekler. Şu anda ben çok fazla göremiyorum, yani birinin adına başka biri twit atarken onun adına konuşmayı çok başaramıyor. Belki de orada doğru insanlarla çalışılmalı, doğru insanlarla çalışılmadığı için daha teknik insanların bu işin içinde olmasından kaynaklanıyor. Biraz daha sosyal insanlar işin içine girdikleri zaman ben tahmin ediyorum ghost Twitterlar, twit atan insanlar çıkacaktır diye düşünüyorum.
SA: Bence umarım çıkmazlar da siyasiler gerçekten Twitter’ı kullanırlar ve bizde onları gerçekten o şekilde değerlendiririz ama kesin olacaktır diye düşünüyorum.
AÜ: Zaman meselesi sıkıntı olacak.
Atıf Ünaldı; “İlginç bir mesaj geldiği zaman ona zekice cevap verebilen siyasi parti liderleri veya adaları siyasi farklılaşmayı yaratıyor olacaktır”
Çünkü aksi takdirde de duygular biraz ortadan kayboluyor değil mi? Twitter’ı çok kişisel olarak görüyoruz. Kurumsalda biraz resmiyet olabilir ama bireyler kullandığı zaman, kurumsal duruşun arkasında çok daha sıcak duruşun olması gerekiyor. Başkası sizi ne kadar ifade edebilir?
SA: Bazen bunu yapmayıp bir profesyonelle çalışmak olabilir ama gerektiği zaman yapabilme noktasında olmak önemli. Bir seçmen olarak benim için bir siyasi lideri değerlendirirken kriterim olur.
AÜ: Farklılaşma noktası da belki biraz o olacak. Herkes Twitter’da belirli bir profil oluşturacak, bazı mesajlar atıyor olacaklar, gittikleri yerleri mesajlandırıyor olacaklar ama senden benden ilginç bir mesaj geldiği zaman ona zekice cevap verebilen siyasi farklılaşmayı yaratıyor olacaktır.
Burada da en önemli nokta sosyal medyayı dinlemeyi, okumayı, analiz etmeyi ve bunu özellikle seçim zamanı yapabilen liderlerin olması lazım
AÜ: Monologla diyalog yapıyor olması lazım.
Kesinlikle. Sizin görüşünüzü değerlendirip eğer yolu yanlışsa yönünü değiştirecek, yeni aksiyon planları alacak veya sizin ilave ettiğiniz konuyu söylemine alacak ki farklı şekilde sizin görüşünüzü de alarak ilerlemiş olsun. Beceri de burada gelecek. Biz aslında bu siyasileri bekliyoruz bu dönem. Ben heyecanla bekliyorum bu dönem ilk defa bu kadar açık ortamda tanıma imkanına sahip olacağız adayları. Herhalde onlar da biraz becerilerini gösterecekler çünkü interaktif bir ortamda karşılarında seçmen kitlesi ile profesyonel iletişim eğitimi almadan bu beceriyi gösterebiliyorlarsa siyasi liderliği yakalamış demektir.
Serhat Akkılıç; “Şeffaflık ve etiği, dijital birbirine yapıştırdı”
Bu noktada etik nerede? Özellikle siyasi iletişimde ve karşısında yelpazesi çok geniş bir kitle dururken?
SA: Birkaç boyutu olabilir ama bir tanesi benim gördüğüm kadarıyla şeffaflık, istikrar. Yani sizin çok net olarak bu içerikler benim kontrolümden geçiyor ama ben yazmıyorum dediğiniz bir hesabınız olabilir bunu açık açık da söylüyorsanız, hepsini onaylıyorum, bu benim görüşlerimdir demeniz de bir şeffaflıktır. Ama ben yazıyorum deyip de başka birisi yazarsa o şeffaflık olmaz.
Tüketici, okuyucu ona inanır mı sizce?
SA: İçinde yüzdüğümüz bir sıvı aslında sosyal medya, hayatımızı, iletişimi, konuşmaları birbirine bağlıyor. O yüzden orada yarattığımız her dalga bir yerde gözüküyor. Dolayısıyla artık öyle bir dünyada yaşıyoruz. Eskiden olduğu gibi şeffaflığı algılamamız, itibarı algılamamız ya da yönetmemiz de çok kolay değil. Bu yüzden şeffaflığa ihtiyacımız var. Şeffaf olduğumuz sürece de doğru şeyi doğru yerde yaptığını bildikten sonra da aslında etik bunun arkasından doğal olarak gelmeli diye düşünüyorum. Çok da kolay bir şey değil. Bazen hiç istemediğiniz halde, hiç kötü niyetli olmadığınız halde öyle algılanabiliyorsunuz hatta kasıtlı olarak öyle kampanyalar yürütülebiliyor. Bu da işin itibar yönetimi parçası. Şeffaflık ve etiği dijital birbirine yapıştırdı, zaten öyleydi ama daha da yapıştırdı diye düşünüyorum.
Atıf Ünaldı; “Sosyal medyada samimiyetle, samimi konuşmakla, arkadaşınız ile konuşuyormuş gibi konuşmak arasında aslında bir fark var”
Oradaki şeffaflığın ölçüsü nedir? Çok şeffafız deyip konuşma üslubunun normal konuşmadan farklı olması şeffaflığın ifadesi mi? Çünkü bununla da karşılaşıyoruz, ben olduğum gibiyim gibi davrananlar var. Aslında şeffaflık o mu?
SA: Aslında tarz boyutunda bir değerlendirme bence. Çünkü tarzınız sizin kişisel marka kimliğinizin uzantısında durmuyorsa zaten orada başka bir problem var. Şeffaf olmak aslında bunun tam dışında, sizin tarzınıza ve kişiliğinize uyan şekilde, olduğunuz gibi gözüküyor olmanız. Kendi marka kimliğiniz eğer tarzınıza yarattığınız konuşmalara uymuyorsa burada zaten kendiniz ile çelişiyorsunuz, felsefi bir sorun başlıyor diye düşünüyorum. Sadece sosyal medyada değil her yerde böyle.
AÜ: Bir de şöyle bir şey var; siyaset ortamında, meydandasınız, bir konuşma yapıyorsunuz, orada toplanan insanlar var, olan insanların büyük bir çoğunluğu sizin fanlarınız. Orada sizin için önemli olan sayının çok olması, kalabalık yaratmak. Birinin orada provoke bir soru sorma ihtimali çok düşük o kadar kalabalığın içinde. Ancak sosyal medya aynen böyle bir ortam. Aslında bir savaş alanı, o alanın içinde hem proaktif hem reaktif insanlar var. Proaktif insanlar karşı taraftan da olabiliyorlar. Herkesin sonuç itibariyle bir görüş alanı var. O görüş ve değerler silsilesinin içinde sizin boşluklarınızı değerlendirebilecek, oralardan sorular sorup, proaktif provoke edebilecek insanların olduğu bir ortamdan bahsediyoruz. Size böyle bir soru geldiği zaman bunu etik bir şekilde, doğru bir şekilde, size ters düşmeyecek şekilde ama reaktif olan kesimi de ayağa kaldıramayacak şekilde kullanabiliyor olmak aslında bence siyasetin en başta gereklerinden bir tanesi de bu. Bunu yapabiliyorsanız zaten doğru şeyi yapıyorsunuz. Hem kendinizi savunacaksınız hem kendinizi savunurken başkalarının size bir düşmanlık duymasına engel olabilecek söylem içine girmeniz lazım. Bu da tabi karşılıklı saygıya da dayanan bir söylem.
Deminki sorunuza gelince ben açıkçası kurumsal bir söylemden ziyade çok da samimi söylemleri de ters buluyorum, orada da öyle bir sorun var. Çünkü karşınızdaki insanlar sadece arkadaşlarınız ve dostlarınız değil. Burada kamera olmasaydı muhtemelen bizim konuşma şeklimiz başka olurdu, böyle konuşuyoruz çünkü bizim izleyicilerimiz var, o izleyicilerimize saygı duymamız gerekiyor. İşte bu üslubu o ortamda yakalayabiliyor olmak gerekiyor. Bu anlayış içinde o mecrayı değerlendirmek gerekiyor. Mecrayı doğru değerlendirdiğiniz, doğru yapılandırdığınız zaman zaten o izleyiciler için de bir şey ifade eder hale geliyorsunuz. Çok samimi olmak tehlikeli bir iş, çok fazla krize sebep olabilecek sorunlar da çıkarıyor. Ama bu bir standart üzerinden, format üzerinden konuşmak anlamına da gelmesin. Orada şunu yakalamak lazım; samimiyetle, samimi konuşmakla, arkadaşınız ile konuşuyormuş gibi konuşmak arasında aslında bir fark var. Onu yakalamak gerekiyor.
Bu biraz otokontrolle ve kişisel beceri ile olabilecek bir şey.
SA: Dijital ortamda konuşmanın nereye gideceğini tahmin edebilmek, dijital ortam dışında bunu çok iyi biliyor olabiliriz, ama dijital ortamda değişebiliyor.
AÜ: Tam da onu diyecektim; milletvekili adayları aslında şehirlerini dolaşırken tam da benzer bir şey yapıyorlar, çevrelerinde hem onları seven hem de onları sevmeyen bir grubun baktığını biliyorlar ama gidip esnafla konuşurken, esnafla birebir konuşuyormuş gibi değil etrafında insanların varlığını farkında olarak ve onların bir kısmının kendisine aslında pozitif bakmadığını bilerek o ortamın içinde kelimelerini seçiyorlar. Bu üslubu aynı şekilde sosyal medya üzerinde de yakalamak lazım.
Ben sosyal medya fiziksel ortamdan çok farklıdır diyemiyorum çünkü zaten aynı beyinlerden aynı insanlardan konuşuyoruz. Belki biraz provokeyi daha rahat yapabildikleri bir ortamdan bahsediyoruz. Onun dışında açıkçası hepimiz insanız, hepimiz orda da insanız, hepimiz ne konuşuyorsak orada da onu konuşuyoruz, hepimizin ne değerleri varsa orada da aynı değerleri konuşuyor oluyoruz.
Atıf Ünaldı; “Video çok ciddi bir şekilde trend olmaya devam ediyor”
Dijital ortamdaki en trendy alan nedir?
SA: Bakayım hemen değişmiş olabilir. Hiçbir zaman durağan değil. Gerçekten hangi alanda diye sormak lazım. Şu anda bence nesnelerin interneti hala çok hızlı giden bir alan. Ekranlardan çıkıp artık her şeye biraz daha internetin girmesi ve nesillerin birbiriyle iletişimi biraz enteresan bir konu, hızla da büyüyor.
AÜ: Trend konuşacaksak tabi Serhat’ın söylediği çok doğru, sonuç itibarıyla Twitter üzerindeki trendlerden bahsediyorsak trendler sürekli değişiyor, Facebook’taki trendler değişiyor. Facebook ile Twitter’ın kendi aralarındaki hangisi daha trend konusu bile gün ve gün değişen bir şey. Ben de katılıyorum mention to mention en çok konuşulan konulardan biri, sağlık en çok konuşulan alanlardan biri. Çünkü interneti biz bu alanlarda yeni yeni kullanmaya başlıyoruz. Ben uzun vadede bu tarafta çok daha hareket olacağına inanıyorum.
İş biraz da şuraya doğru kayıyor; İstanbul gibi bir yerde yaşıyorsanız ya da büyük şehirlerde yaşayan insanlar hayatlarının büyük bir çoğunluğunu aslında arabanın içerisinde geçiriyorlar. Dolayısıyla arabanın içinde yaptığınız şeyler internet için önemli hale gelmeye başlamıştı. Bir de arabayı daha az kullanarak internet üzerinde insanlar birbirleriyle daha fazla iletişime geçip bir çok şeyi çözebilirler mi? Bence geleceğin konularından birisi.
Yine tabi ben söz konusu olunca ister istemez söylemem lazım, IPTV söylemek lazım. Çünkü video çok ciddi bir şekilde trend olmaya devam ediyor ve videonun çok kullanıldığı bir döneme doğru gidiyoruz. Yazı bir şeyleri anlatmak için bir yöntem olabilir ve belirli bir data miktarını içeriyor olabilir ses biraz ondan daha fazla ama görüntü işin içine girince, hem görüntü var hem ses var hem yazı var, bunların hepsinin olduğu bir alandan bahsediyoruz. Çok fazla datanın olduğu bir alandan bahsediyoruz. İşte orada dataları kullanmak da çok önemli.
Serhat Akkılıç; “İçerik tükenmişliği gibi bir şey söz konusu”
Bütün bunlar için de bir insan var. Biziz orta nokta. Bizim zamanımız da çok farklı alanlara gidiyor. Bir tarafla ilgilenmiyoruz ama Twitter’ı takip edip bir iki bir şey yazıyoruz. Zamanlama kavramı var.
SA: Hız kavramımız değişiyor.
Hız kavramı, alanlar değişiyor.
AÜ: Daha doksanların sonundaydı, ben bu konu ile ilgili bir yazıda manifesto olarak bir şey yazmıştım. Orada kullandığım şeylerden bir tanesi, internet hiçbir zaman bilgisayarlar, ağlar, modemler filan değil zaten onların hepsi de çok değişiyor. Asıl önemli olan insanların zekaları, beyinleri birbirine bağlanıyor ve o beyinler devamlı üretim halinde oluyorlar. Biz mesela bir yerde uyurken, internet üzerinde bir şeyler üretilmeye devam ediliyor. İnternet sürekli büyümeye devam ediyor, o büyümeyi biz görüyoruz mesela sabah kalkıyoruz IPTV çıkmış. Öyle bir dünyaya doğru gidiyoruz.
Veya farklı bir içerikle karşılaşıyorsunuz iki saat sonra değil mi? Bilgiye yetişememe de söz konusu artık. Erişememe ortadan kalktı ama yetişememe var.
SA: İçerik tükenmişliği gibi bir şey söz konusu. Her şeyin tüketildiği ama siz daha fazlasını okuyorsunuz, her zaman yeni bir şey var hayatınızda, takip etmek ile ilgili zaten baştan kaybetmiş durumdasınız. Dolayısıyla o contentin altında ezilen zamanın sürekli peşinde koşan bir şehir, dijital insanı var. Bu da ayrı bir sendrom.
AÜ: Bir de ilginç bir şey de oluşmaya başladı, sende katılır mısın bilmiyorum; birisi bir video yapıyor mesela, o video korkunç derecede yayılıyor, biz diyoruz ki viral bir kampanya, viral bir video. Sonra viralin altını doldurmaya başlıyoruz, diyoruz ki viral şöyle bir şeydir filan. Şimdi mesela acaba insanlar nasıl yaratırlar, yani equation olarak viral bir videoyu nasıl yaratmak lazım? Bunun akademik alt yapısı da oluşmaya başlıyor. Biz deneysel bir şeyler yapıyoruz, o deneysel şeylerden bir şeyler çıkıyor, çıkan şeyin altı akademik olarak doluyor, dolunca o anlamlı hale gelmeye başlıyor, onu paketleyip bir yere koyuyoruz sonra oradan çıkan verilerle başka şeyler üretmeye başlıyoruz. Ben yeni yeni bir şeylerin ürediğini görüyorum, kavram olarak yeni bir şeylerin ürediğini görüyorum, kubbenin altında her şey aynı kalıyor ama yeni bir şeylerin ürediğini görüyorum. O tarafta da hala heyecanla interneti, kaç yıl oldu yirmi yıl oldu nerdeyse, yirmi yıldır seyretmeye devam ediyoruz.
SA: O da işin keyifli tarafları. Biraz yorucu ama.
Teşekkür ediyoruz.
