Instagram’ın küçük ve orta ölçekli şirketlerin son dönemdeki pazarlama başarısı, büyük şirketlerinde dikkatini çekmeye başladı. Bu sayfalarda yazdığım birçok yeni marka ortaya çıktı. Sosyal medya ve teknoloji şirketleri bu sayede başarılı yan projelerle yepyeni markalar çıkardılar. Mesela her seferinde büyük bir başarı olarak bahsettiğim “Sakal Baba” özellikle son dönemde trend olan hipster modasına uyan erkeklerin sakal meraklarını hem çok iyi kavradı hem de gerek lead toplama ( yani potansiyel müşteri verisi) gerekse ürün ve satışta hep başarılı oldular. Bu tip dikeyler arasında kadınların da çok beğendiği markalar olduğunu biliyorum. Hatta bu dikeyler kapsamında tiny house’lara ilgi o kadar yüksekdi ki; bunu kötüye kullananlar bile oldu.
Bu başarıları gören büyük şirketler de; gerek lead toplamak gerekse satışı haraketlendirmek için instagramı kullanma kararı aldı. Ancak bu tip alternatif mecraların doğru kullanımı yarar getirirken, yanlış kullanımının nasıl büyük problemlere yol açtığını da dile getirmek gerekiyor.
Yıllar önce Nokia’nın basın lansmanı yaptığı ürününün aslında Türkiye’de satılmadığını öğrenince “Bana lansman yapma” başlıklı bir yazı yazmıştım. Nokia buna itiraz etmişti ama sonra o dönemin yöneticileri aslında ne kadar haklı olduğumu bana direkt söylediler.
Şimdi aynı uyarıyı başka bir marka için yapmak istiyorum. Zira instagramdan başlayan hatalar silsilesi inanın onları da çok ilginç bir noktaya doğru götürüyor.
Bayram tatilinde Fethiye’den dönerken, instagramda eşimle gördüğümüz bir Mini otomobil için form doldurduğumuz için, Mersin Borusan’dan arandık.
Mini’nin yeni elektrikli modeli ile ilgili bir ilanla karşılaşmış, ilanda nerede olursak test edeceğimiz bilgisini almış bu nedenle de test için formu doldurmuştuk. Ancak bizi arayan kişi aslında ürün filan olmadığını, test etmemizin mümkün olmadığını, şans eseri test edebilsek bile 2023’ten önce ürünün gelmeyeceğini söyledi.
Ben de bu bilgi üzerine linkedin’den Borusan’daki yetkilileri uyarmak üzere kimleri tanıdığıma baktım. CEO ile bağlantılı olduğumu görünce konuyu ona yazdım. Ama ne yazık ki; CEO’ları sanıyorum linkedin kullanmıyor çünkü aradan haftalar geçmesine rağmen bir geri dönüş alamadım.
Aslında konuyu neredeyse unutmuştum, ancak PR şirketi bir basın bülteni yolladı. Ben de ajansına bu konularda sıkıntılar olabileceğini yazdım. Muhtemelen konuyu iletişimden anlayan bir senior ajans yetkilisi okusaydı bana telefonla dönüp konuşması gerektiğini bilirdi. İletişim öğretisi bunu gerektirir. Ancak junior arkadaş hiçbir yöneticisine sormadan bültenin konuyla alakası olmadığını söyleyen bir mesaj attı.
Neresinden tutsan elinde kalıyor. Borusan’ın otomotiv tarafı, dünyanın en önemli birkaç otomotiv markasının distrübütörlüğünü yapıyor. Ancak ne iletişimde, ne yönetimde ne de pazarlamada buna uygun bir tavır göremiyoruz. Bu konularda tecrübem gereği uyarılarda bulunurum. Ancak bu olay artık, uyarıyı geçmiş durumda. Sonlarının Nokia gibi olmasından korkuyorum.