Yukarıda bahsettiğimiz noktada yumurta mı tavuktan çıkar yoksa tavuk mu yumurtadan çıkar bahsine çok yakın bir sıkıntıyla karşı karşıyayız. Çünkü internet televizyonculuğunu yani ITV ile IPTV arasındaki farkı açıklarken, abonelere verilen görüntü standardı garantisi aslında IPTV’nin genel yapısındaki altyapıya hâkim olmanın gerekliliğinden kaynaklanıyor.
IPTV genel olarak görüntünün farklı şekillerde internet üzerinden ulaşabilmesini sağlayan bir yapı olduğu için, servis sağlayıcısının altyapıya hâkim olması gerekiyor. Zaten bu nedenle birçok ülkede IPTV uygulamaları o ülkenin standart internet sağlayıcılarının egemenliği altında (en azından ilk aşamada). İnternet televizyonculuğu ile IPTV arasındaki bu fark; hukuksal anlamda yürütmelerde ve yasada internet televizyonculuğunu belirli bir noktada bırakabilmek ve IPTV’yi farklı bir noktadan ele alabilmek için konulan bir durumdur. Ancak IPTV’nin başka özelliklerini ve başka farklarını da göz ardı etmemek gerekiyor.
Yakın bir zamanda Google, Google TV’yi duyurdu ve Google TV üzerinden yayıncılık noktasında internet televizyonculuğunu ya da web videolarını da IPTV’nin içinde harmanlayarak yepyeni OTT (over the top TV) adında bir televizyon standardı ortaya koydu. Tabii bu televizyon standardını tek başına gerçekleştirmiyor. Çok yetkili ve etkili markalarla birlikte çalışıyor. Bu noktadan baktığınız zaman internet televizyonluğu ile IPTV’yi birbirinden tam olarak ayırmak kısa vadede mümkün ama uzun vadede mümkün olamayacak gibi görünüyor. Zira IPTV’nin ortaya koyacağı standartlar ve kaliteli altyapı aynı zamanda internet televizyonculuğunun da kalitesinin yükselmesini ve abonelerine bir standart garantisi veremese bile bu standart garantisinin daha sonra altyapının doğası gereği verilebilir hale gelmesine sebep olacaktır. Bu tarafından baktığınız zaman IPTV’yi internet televizyonculuğundan ayıran bu fark bir süre sonra ortadan kalkacaktır. IPTV lisansı alarak organizasyonunu gerçekleştiren ve yasaların verdiği imkânları kullanmaya çalışan lisansörlerin de daha sonra internet televizyonculuğunun aynı imkânlara sahip lisansla ve çifte vergilendirmeyle uğraşmayarak aynı imkânlara sahip oluyor olması, ileride bir sıkıntı noktası olabilir.
“IPTV’den bahsederken internet teknolojilerinin ne kadar hızlı ilerlediğini göz ardı etmemek gerekiyor.”
Bu sıkıntı noktasının ortadan kalkması için internet televizyonculuğunun IPTV’den daha farklı noktalarda da ayrıştırabiliyor olmak gerekir. İnternet televizyonculuğu ve IPTV’den bahsederken internet teknolojilerinin ne kadar hızlı ilerlediğini göz ardı etmemek gerekiyor. İnternet teknolojileri bu kadar hızlı ilerlerken bir kavramı diğer kavramdan belli noktalarda ayırt etmek aslında çok da kolay görünmüyor. Çünkü ayırt etme noktalarınız bir süre sonra ortadan kalkabiliyor ve iki kavram birbirine son derece yaklaşabiliyor. Bu nedenle internet üzerinde video yayıncılığı üzerine bir organizasyon yapmak ve devletlerin kanuni işlemlerini gerçekleştirirken IPTV’yi internet televizyonculuğundan ayırmayarak video yayıncılığı üzerine bir kanuni düzenleme yapması aslında işleri bir noktada daha da kolaylaştırıyor. Tabii Türkiye’de bunun yapılmamış olması bir dezavantaj mı noktasına gelirsek bu bana çok büyük bir dezavantaj gibi görünmüyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri Türkiye’nin dinamik yapısından kaynaklı olarak yasalarının zaten çok hızlı değişebiliyor olması ve ne yazık ki bunun ülkede artık alışılagelmiş bir duruma dönüşmesi. İkincisi yasalarla gerçek hayatın yani
pratik hayatın birbiriyle çok da beraber hareket etmiyor olması. Bu sebepten dolayı da IPTV ile internet televizyonculuğu birbirinden yasalar bazında ayrıştırılması bir paradoks ve bir problemden daha ileri gitmiyor. Uzun vadede bu sorun IPTV lisansörleri için bir dezavantaj noktası oluşturabilecek gibi görünüyor.
Unutulmaması gereken başka bir fark: İçerik sağlayıcılar
Tabii IPTV ve internet televizyonculuğunda en önemli farklardan biri de içerik sağlayıcının tam olarak hangi noktada olacağı ve bu içerik sağlayıcının kimler olacağı ile ilgili. Şu anda internet televizyonculuğunda içerik sağlayıcı son tüketici dediğimiz internet kullanıcısı, internet vatandaşı diyebileceğimiz netizenler (User Generated Content). Ancak uzun vadede bunun aynı şekilde kalmayacağını tahmin ediyoruz. Çünkü kullanıcının ürettiği içeriğin yapım kalitesi teknik genişlemelerin çok altındaki standartlardadır. Bu nedenle ara bir üretici olarak yerel televizyonların etkin olacağını tahmin ediyoruz.
İşte bu sebeple web televizyonculuğunun daha doğrusu internet televizyonculuğunun daha ön noktaya çıkacağı ve medya kuruluşlarının internet televizyonculuğu üzerinden yayın yapmayı tercih edebiliyor olacağı noktasında şüphelerim olduğunu söylemek isterim. Bunlar şüpheler, umutlara gelince aslında ihalenin düzgün şekilde yapılması, RTÜK’ün ve BTK’nın IPTV lisansörlerine imkânlar ve avantajlar sağlayacak şekilde onları bağlayacak noktaya gelmesi aynı zamanda IPTV’nin Türkiye’de kanuni yapısı olan güçlü ve büyük bir kavram olmasını bekliyorum. Ancak bunun ne kadar gerçekleşebileceğini görmek için devletin kurum ve kuruluşlarının bu noktaya nasıl bakacağını biliyor olmak çok önemli gibi görünüyor.