Madalyonun iki yüzü var
Korsanla mücadele konusunu incelediğimizde çoğunlukla dağıtım şirketlerinin aldığı büyük bütçelerin kurumun yapısına, eserlere ciddi anlamda zarar verdiğini bu nedenle de korsanla mücadelenin karşısındaki en önemli engellerden biri olduğunu söylemiş ve öngörmüştüm. Bu noktadan bakıldığında IPTV korsanla mücadelenin ciddi yanında olan bir yapı olarak aynı zamanda ne yazık ki dağıtım kanallarının da karşısında ciddi bir tehdit haline gelmiştir. Çünkü IPTV ile birlikte internet üzerinden bir filmin bir yerden başka bir yere ulaştırılabilmesini sağlayacak bir yapı o kadar hızla gelişen ve o kadar güçlü bir yapıdır ki araya CD, DVD çoğaltılmasına, o DVD’lerin ortalıkta satılmasına, raflarda bulunmasına ve onları aldıktan sonra da bilgisayarınıza takmanızı gerektirecek koşullar ortadan kalkmış olacaktır.
Ancak bir yandan bakıldığı zaman bu durum dağıtım şirketleri açısından farklılık yaratabilecek olanların büyük kârlar elde etmesini sağlayacak bir yapının ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Bundan kastım dağıtım şirketleri eğer IPTV’yi kısa zamanda keşfederlerse ve daha önce aldıkları firma haklarını bir video on demand’e çevirerek internet üzerinde kendi kanallarını kurup kendi dağıtım yollarını oluşturabilmek ve bu sayede de kısa zamanda korsanla da mücadele eden bir yapıyı oluşturabilecek ve buradan da büyük kârlar sağlayabileceklerdir. Tabii ki ortaya çıkacak olan bütçeler daha önceki bütçelere göre küçük olacaktır. Ancak kâr paylarının daha yükseldiğini kısa zamanda görebilir hale geleceklerdir. Tabii IPTV’yi kendilerine düşman ya da tehdit olarak algılayan dağıtım şirketlerinin buradaki yararı kendileri için kullanamadıklarından ciddi zararlar görecekleri de aşikârdır. Şu anda belki bir dağıtım şirketinin bir şehre yapacağı yatırımdan daha küçük bir yatırımla internet üzerinden dağıtım sistemini ortaya koyması bütün Türkiye’de ya da bütün dünyada birçok yerde Türkçe içeriğin dağıtılmasını sağlayacak bir yapıyı oluşturmasına sebep olacaktır. Dağıtım şirketlerinin eminim ki büyük bir çoğunluğu, bu yapıların dünyanın başka yerlerindeki küresel oluşumlarla oluşturulmasını ve kendilerinin bu dağıtım şirketlerinin bir parçası olarak çalışmasının doğru olacağını öngörüyor olabilirler. Ancak burada oluşturulacak yeni yapıyı beklemeden kendi yapılarını oluşturmalarının daha kısa zamanda; özellikle konjonktürel yapımıza bakılarak ülkenin konumundan kaynaklı olarak çok kısa zamanda küresel bir yapı haline dönüşmesi de hiç azımsanamayacak bir olasılıktır. Dağıtım yapılarını, internet üzerinde yapılandırmak ve bir video on demand çalışmalarına başlamak için dağıtım kanallarının çok kısa zamanda faaliyete geçmesinin doğru olduğunu düşünüyorum.
Geleneksel yapılarla çalışmaya devam edip interneti bir tehdit olarak görmeye, bilgisayar teknolojilerini korsanın yanında olan faaliyetler olarak görüp onları aforoz etmeye çalışmanın şu aşamada ne siyasi ne politik ne de teknolojik olarak yararının olacağını düşünmüyorum.