“Mevlana” kelimesinin anlamı nedir?
Mevlana, “Efendimiz” anlamına gelmektedir. Gerek saÄlıÄında, gerekse ölümünden sonra, saygı için bu adla anılmıÅtır. Mevlana “Molla Hünkar” “Mevlay-ı Rum” (Anadoluânun Efendisi) ve Mevlevi adlarıyla da
anılmıÅtır.
Niçin Mevlana Celaleddin-i Rumi?
Ãünkü Mevlana 800 yıl önce 30 Eylül 1207 tarihinde doÄdu. Bu yüzden 2007 Mevlana yılı olarak kutlanacak. Bu karar, BirleÅmiÅ Milletlere baÄlı UNESCO tarafından 3-15 Ekim 2005 tarihinde Parisâte alındı. Teklifi getiren ülkeler: Türkiye, Afganistan ve Mısırâdır. 2007 yılı Mevlana yılı olacak. Yıl içinde çeÅitli kültürel etkinlikler gerçekleÅtirilecek. Bu nedenle biz de Mevlanaâyı kısaca sevenlerine hatırlatmayı düÅündük.
Mevlanaânın Asıl Adı Nedir?
Asıl adı, Muhammed olan Celaleddinâin daha yaygın unvanı Mevlana Celaleddin-i Rumiâdir. Ona Rumi deniliÅi, sanat ve düÅünce hayatının o asırlarda diyarı Rum diye anılan Anadoluâda geçmiÅ ve bu yurtta ebedileÅmiÅ olmasındandır. Horasanâın (Afganistan Türkistanâı) Belh Åehrinde doÄmuÅtur.
Mevlanaânın Ana ve Babası Kimdir?
Babası Sultanuâl ulama (Bilginlerin sultanı) diye tanınan Bahattin Veletâtir. Annesi ise Mümine Hatunâdur.
Babası, çaÄının en büyük bilginlerindendi. Annesi Mümine Hatun ise HarzemÅahlar İmp. hanedanından gelme bir prensestir.
Mevlananın EÅ ve Ãocukları Kimlerdir?
Mevlana, daha 18 yaÅında iken Karamanâda babası tarafından Semerkandlı Hace Åerafettinâin kızı Gevher Hatunâla evlendirilmiÅ ve bu evlilikten iki erkek evladı olmuÅtu. Bunlardan ilk oÄlu Sultan Veled, ikinci oÄlu ise
Alaeddinâdir. Ancak Alaeddin, daha Mevlana hayatta iken 1262 yılında vefat etti. Mevlana birinci karısının vefatından sonra Konyaâda Kerra Hatunâla evlendi. Bu evlilikten ise Muzafferüddin Alim Ãelebi ile Melike Hatun dünyaya geldi.
Mevlana Kimlerden Ders Aldı?
Mevlana, ilk eÄitimini babasından aldı. Babası, çaÄının en büyük bilginlerindendi. 12 Ocak 1231âde babasının ölümü üzerine, eÄitimini Seyyit Burhanettin Tirmiziânin yanında sürdürdü. Mevlana babasından Fen ve Din ilimleri, Tirmiziâden de Tasavvuf ilmini öÄrendi. Onun hayatında dönüm noktası olan diÄer bir alimse Åemsi Tebziriâdir.
Mevlanaânın Babası, Horasanâdan Anadoluâya Niçin Göç EtmiÅtir?
HarzemÅahlar, Bahattin Veletâin manevi nüfuzundan çekinirlerdi. Bir süre sonra bu yüzden araları açıldı. Bunun üzerine Bahattin Velet, Belhâten ayrılmak zorunda kaldı. O sıralarda Mevlana, daha küçük bir çocuktu. Babası ile birlikte, İranâdan, BaÄdatâtan geçerek Hicazâa geldi. Hac ibadetinden sonra da, Åam yoluyla, Anadoluâya geçtiler. Anadoluâdaki Selçuklu İmparatorluÄunun ihtiÅamlı bir çaÄıydı. Bahattin Velet, Anadolu Selçuklu Devletiânin merkezi Konyaâda çok büyük bir saygıyla karÅılandı. Mevlana yirmi dört yaÅlarındaydı.
Mevlannaânın Ana ve Babası Nerede Ãldü?
Mevlanaânın annesi Mümine Hatun Karaman(Larende) Åehrinde, babası Bahattin Velet ise 1231 tarihinde Konyaâda vefat etti.
Mevlanaânın Hayatındaki En Ãnemli KiÅi Kimdi?
1244 yılında Konyaâya Tebrizli Mehmet Åemsettin adında bir derviÅ geldi. Bu esrarlı kiÅinin Pek yüksek duyguları ve görüÅleri vardı. Tebrizli Åemsâin Konyaâya geliÅi Mevlanaânın hayatını büsbütün deÄiÅik bir yöne yöneltti. Mevlana o sıralarda 37 yaÅlarındaydı. O güne kadar Mevlana; ciddi, aÄır baÅlı büyük bir bilgin olarak tanınmıÅtı. Büyük bir fikir adamıydı. Tevrizli Åemsâin geliÅi ise Mevlanaânın duygu dünyasını alt üst etti ve onu bir gönül adamı haline getirdi.
Åems-i Tebrizi, Konyaâdan Neden Kaçtı?
Åems-i Tebrizi, Mevlanaânın duygu dünyasını alt üst etmiÅ ve onu bir gönül adamı yapmıÅtır. Åems, Mevlanaâdaki deha ateÅini büsbütün tutuÅturdu. Mevlana, Åemsâten baÅka herkesi ihmal etmeye baÅlamıÅtı. Bu durum, kendisini sevenleri de, çömezlerini de son derece üzüyordu. hatta Åemsâi ölümle bile tehdit etmekten geri kalmadılar. Bu durumdan sıkılan Åems de, 1246 yılında, Konyaâdan gizlice Åamâa kaçtı.
Åems-i Tebrizi Konyaâya Geri Döndü mü?
Mevlana, Åems-i 15 ay süren sohbetine dayanamamıÅtı. Onun gitmesiyle periÅan oldu. Bu sonucu beklemeyen çömezleri ise, yaptıklarına piÅman oldular. Åemsâin Åamâda olduÄunu biliyorlardı. Mevlana, dönmesi için ona birçok mektup yazdı. Sonra da, oÄlu Sultan Veletâi 20 kiÅilik bir kafileyle Åamâa gönderdi. Mevlanaânın mektuplarıyla Åems, yumuÅayarak, ayrılmasından 9 ay sonra 1246 yılında Konyaâya dönmeye razı oldu.
Daha Sonra Åems Nereye Gitti?
Mevlana, Konyaânın en yüksek, en aydın tabakası ile birlikte Åemsâin meclisine devama baÅladı. Mevlana artık ne ders ne de vaaz veriyordu. Kendi iç dünyasına dalmıÅtı. ÃÄrencileriyle çömezleri bu durumdan da hoÅnut olmadılar. Bu kuvvetli hoÅnutsuzluk karÅısında Åems, 1247 yılında ansızın ortadan kayboldu. Bu esrarengiz gidiÅ, hiçbir zaman aydınlanamadı.
Mevlana Nerede ve Ne Zaman Ãldü?
Mevlana, 17 Aralık 1273 tarihinde 66 yaÅındayken Konyaâda öldü. HastalıÄı, yüksek ateÅ yapan bir karaciÄer rahatsızlıÄıydı. Cenazesinde, bütün Konyalılarla birlikte Hıristiyanlar ve Yahudiler de vardı. Türbesini Selçuklu veziri Alemettin Kaysar yaptırdı. Mevlanaânın ölüm anına, Åeb-i arus (DüÄün gecesi) denir. Bu gece, aÅıÄın maÅuÄa (Allahâa) kavuÅtuÄu gecedir.
Mevlana Nasıl Bir KiÅiliÄe Sahipti?
Mevlana, islam ve gayri islam bütün insanlıkça beÄenilmiÅ bir sanat adamıdır. Fikir ve kiÅi özgürlüÄüne olaÄanüstü deÄer vermiÅ, insanı adeta kutsal bir varlık derecesine yükseltmiÅtir. Sonsuz derecede hoÅgörülüdür. Büyük bir Türk Åairi ve mutasavvıfı, bilgin ve fikir adamıdır. En kötü insanı bile, baÄıÅlanmaya, sevilmeye laik görür. Pakistanâın dev Åairi Muhammed İkbalâe ilham kaynaÄı olmuÅtur. Alman Åairi Goetheâyi ve ünlü ressam Rembrantâı derinden etkilemiÅtir.
Mevlana Åiirlerini Niçin Farsça YazmıÅtır?
Mevlanaâda Türklük sevgisi çok güÅlüdür. O yüzyılda Türkçe, Anadoluâda ileri bir Åiir dili olarak daha geliÅmemiÅ bulunuyodu. Mevlana da bu yüzden Åiirlerini Farsça yazıyordu. Hatta buna üzülerek söylediÄi Åu mısra pek ünlüdür: “Aslem Türk-est egerci hinduguyem” (Her ne kadar Farsça söylüyorsam da, aslım Türkâtür.)
Mevlevi Tarikatı Nedir?
Mevlana Celaleddin Rumi tarafından kurulan, oÄlu Sultan Velet tarafından tanzim edilen bir tarikattır. Åems-i Tebrizi Mevlanaânın hayatında bir dönüm noktasıdır. Åems, Mevlanaâyı kitapların dıÅında ki sırlara ermek yolunda, ileri bir iman ve heyecan alemine götürür, Ona sema zevkini tattırır, onu Neyâin büyülü dünyasına sokar.
Ãelebi: Tarikatın baÅına denir. Mevlanaânın torunlarından seçilir. Konyaâda Mevlanaânın türbesi olan dergahta otururdu.
Åeyh: Mevlevi hanenin baÅına Åeyh denirdi. Åeyh, dedeler arasından seçilirdi; yalnız ÅeyhliÄi Ãelebinin tastik etmesi gerekirdi.
Dede: 1001 günlük çileyi tamamlayan derv
iÅe denirdi.
Sema: Mevlevi derviÅlerinin ney, nısfiye gibi çalgılar eÅliÄinde, kollarını iki yana açıp, saÄ avucunu gökyüzüne, sol avucunu yeryüzüne döndürerek Hakkâtan alıp halka daÄıtarak yaptıkları ayin.
Ayin: Mevlevi derviÅlerinin katıldıÄı müzikli raks töreni. Aynı zamanda tören esnasında okunan Åiirlerede ayin denirdi. Ayinde, “Mutrip” denilen saz heyetiyle “Ayinhan” denilen okuyucular bir “Ayin-i Åerif” çalıp okurlar. DerviÅler de bu naÄmeye uyarak, “Sema” raksı yaparlar, kendilerinden geçercesine dönerler.
Ney: Türk müziÄinde ve özellikle tasavvuf müziÄinde yer alan kaval biçiminde, yanık sesli, kamıÅtan bir üfleme çalgısıdır.
Nısfiye: Bir çeÅit kısa ney.
Eserleri Nelerdir?
1. Mesnevi: 6 cilt, 25618 beyittir. Mesnevi tarzında fââilâtün fââilâtün fââilün kalıbıyla yazılmıÅtır. Varlıkta birlik anlayıÅını hayali ve gerçek hikayelerle anlatır. Dili çoÄunlukla Farsçaâdır.
2. Divan-ı Kebir: Farsça yazılmıÅ, 40380 beyitten oluÅmuÅtur. Eser Farsça yazılmasına raÄmen içinde Türkçe, Arapça ve hatta Rumça parçalara da yer verilmiÅtir.
3. Fihi Mafih
4. Mektubat
5. Mecalis-i Sebâa
* Mevlanaânın 7 ÃÄüdü
1. Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
2. Åefkat ve merhamette güneÅ gibi ol.
3. BaÅkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
4. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
5. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
6. HoÅgörülülükte deniz gibi ol.
7. YA OLDUÄUN GİBİ GÃRÃN, YA GÃRÃNDÃÄÃN GİBİ OL.
Yazarı : Ramazan Ãakıcı
Kaynak : http://www.zamanotesi.com/site/?p=78
Hz. Mevlana’nın Hayatı
Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ãlkesi’nin Belh Åehrinde doÄmuÅtur.
Mevlâna’nın babası Belh Åehrinin ileri gelenlerinden olup, saÄlıÄında “Bilginlerin Sultânı” ünvanını almıŠolan Hüseyin Hatibî oÄlu Bahâeddin Veled’tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur.
Sultânü’I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaÅmakta olan MoÄol istilası nedeniyle Belh’den ayrılmak zorunda kalmıÅtır. Sultânü’I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh’den ayrıldı.
Sultânü’I-Ulemâ’nın ilk duraÄı NiÅâbur olmuÅtur. NiÅâbur Åehrinde tanınmıŠmutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karÅılaÅtılar. Mevlâna burada küçük yaÅına raÄmen Ferîdüddin Attar’ın ilgisini çekmiÅ ve takdirlerini kazanmıÅtır.
Sultânü’I Ulemâ NiÅabur’dan BaÄdat’a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ’be’ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüÅte Åam’a uÄradı. Åam’dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, NiÄde yolu ile Lârende’ye (Karaman) geldiler. Karaman’da SubaÅı Emir Mûsâ’nın yaptırdıkları medreseye yerleÅtiler.
1222 yılında Karaman’a gelen Sultânü’/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Åerefeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile Karaman’da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna’nın Sultan Veled ve Alâeddin Ãelebi adlı iki oÄlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun’u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliÄini yaptı. Mevlâna’nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Ãlim Ãelebi adlı iki oÄlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.
Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti’nin egemenliÄi altında idi. Konya’da bu devletin baÅ Åehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmıÅ, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taÅmıÅtı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaÅıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü’I-Ulemâ Bahaeddin Veled’i Karaman’dan Konya’ya davet etti ve Konya’ya yerleÅmesini istedi.
Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya’ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteÅem bir törenle karÅıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi’ni ikametlerine tahsis ettiler.
Sultânü’l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya’da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı’ndaki bugünkü yerine defnolundu.
Sultânü’I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna’nın çevresinde toplandılar. Mevlâna’yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuÅ, İplikçi Medresesi’nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taÅıyordu.
Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Åems-i Tebrizî ile karÅılaÅtı. Mevlâna Åems’de “mutlak kemâlin varlıÄını” cemalinde de “Tanrı nurlarını” görmüÅtü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Åems aniden öldü.
Mevlâna Åems’in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Ãelebi, Åems-i Tebrizî’nin yerini doldurmaya çalıÅtılar.
YaÅamını “Hamdım, piÅtim, yandım” sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk’ ın rahmetine kavuÅtu. Mevlâna’nın cenaze namazını Mevlâna’nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiÄi Mevlâna’yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna’nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı.
Mevlâna ölüm gününü yeniden doÄuÅ günü olarak kabul ediyordu. O öldüÄü zaman sevdiÄine yani Allah’ına kavuÅacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düÄün günü veya gelin gecesi manasına gelen “Åeb-i Arûs” diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip aÄlamayın diyerek vasiyet ediyordu.
“Ãlümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir”
MEVLÃNA’NIN ESERLERİ
MESNEVİ
Mesnevî, klâsik doÄu edebiyatında, bir Åiir tarzının adıdır. Sözlük anlamıyla “İkiÅer, ikiÅerlik” demektir. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım Åekillerine Mesnevî adı verilmiÅtir.
Her beytin aynı vezinde fakat ayrı ayrı kafiyeli olması nedeniyle Mesnevî’de büyük bir yazma kolaylıÄı vardır. Bu nedenle uzun sürecek konular veya hikâyeler Åiir yoluyla söylenilecekse, kafiye kolaylıÄı nedeniyle mesnevî tarzı seçilir. Bu suretle Åiir, beyit beyit sürüp gider.
Mesnevî her ne kadar klâsik doÄu’Åiirinin bir Åiir tarzı ise de “Mesnevî” denildiÄi zaman akla “Mevlâna’nın Mesnevî’si”gelir. Mevlâna Mesnevî’yi Ãelebi Hüsameddin’in isteÄi üzerine yazmıÅtır. Kâtibi Hüsameddin Ãelebi’nin söylediÄine göre Mevlanâ, Mesnevî beyitlerini Meram’da gezerken,otururken, yürürken hatta semâ ederken söylermiÅ, Ãelebi Hüsameddin de yazarmıÅ.
Mesnevî’nin dili Farsça’dır. Halen Mevlâna Müzesi’nde teÅhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunan en eski Mesnevî nüshasına göre, beyit sayısı 25618 dir.
Mesnevî’nin vezni : Fâ i lâ tün- Fâ i lâ tün – Fâ i lün’dür
Mevlâna 6 büyük cilt olan Mesnevî’sinde, tasavvufî fikir ve düÅüncelerini, birbirine ulanmıŠhikayeler halinde anlatmaktadır.
DİVAN-I KEBİR
Dîvân, Åairlerin Åiirlerini topladıkları deftere denir. Dîvân-ı Kebîr “Büyük Defter” veya “Büyük Dîvân” manasına gelir. Mevlâna’nın çeÅitli konularda söylediÄi Åiirlerin tamamı bu divandadır. Dîvân-ı Kebîr’in dili de Farsça olmakla beraber, Dîvân-ı Kebîr içinde az sayÄ
±da Arapça, Türkçe ve Rumca Åiir de yar almaktadır. Dîvân-ı Kebîr 21 küçük dîvân (Bahir) ile Rubâî Dîvânı’nın bir araya getirilmesiyle oluÅmuÅtur. Dîvân-ı Kebîr’in beyit adedi 40.000 i aÅmaktadır. Mevlâna, Dîvân-ı Kebîr’deki bazı Åiirlerini Åems Mahlası ile yazdıÄı için bu dîvâna, Dîvân-ı Åems de denilmektedir. Dîvânda yer alan Åiirler vezin ve kafiyeler göz önüne alınarak düzenlenmiÅtir.
MEKTUBAT
Mevlâna’nın baÅta Selçuklu Hükümdarlarına ve devrin ileri gelenlerin.e nasihat için, kendisinden sorulan ve halli istenilen diıü ve ilmi konularda ise açıklayıcı bilgiler vermek için yazdıÄı 147 adet mektuptur. Mevlâna bu mektuplarında, edebî mektup yazma kaidelerine uymamıÅ, aynen konuÅtuÄu gibi yazmıÅtır. Mektuplarında “kulunuz, bendeniz” gibi kelimelere hiç yer vermemiÅtir. Hitaplarında mevki ve memuriyet adları müstesna, mektup yazdıÄı kiÅinin aklına, inancına ve yaptıÄı iyi iÅlere göre kendisine hangi hitap tarzı yakıÅıyorsa o sözlerle ve o vasıflârla hitap etmiÅtir.
Fİ Hİ MA Fİ H
Fîhi Mâ Fih “Onun içindeki içindedir” manasına gelmektedir.. Bu eser Mevlâna’nın çeÅitli meclislerde yaptıÄı sohbetlerin, oÄlu Sultan Veled tarafından toplanması ile meydana gelmiÅtir. 61 bölümden oluÅmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı, Selçuklu Veziri Süleyman Pervane’ye hitaben kaleme alınmıÅtır. Eserde bazı siyasi olaylara da temas edilmesi yönünden, bu eser aynı zamanda tarihi bir kaynak olarak da kabul edilmektedir. Eserde cennet ve cehennem, dünya ve âhiret, mürÅit ve mürîd, aÅk ve semâ gibi konular iÅlenmiÅtir.
MECÃLİS-İ SEB’A
(Yedi Meclis) Mecâlis-i Seb’a, adından da anlaÅılacaÄı üzere Mevlâna’nın yedi meclisi’nin, yedi vaazı’nın not edilmesinden meydana gelmiÅtir. Mevlâna’nın vaazları, Ãelebi Hüsameddin veya oÄlu Sultan Veled tarafından not edilmiÅ, ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler yapılmıÅtır. Eserin düzenlemesi yapıldıktan sonra Mevlâna’nın tashihinden geçmiÅ olması kuvvetle muhtemeldir. Åiiri amaç deÄil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul eden Mevlâna, yedi meclisinde Åerh ettiÄi Hadis’lerin konuları bakımından tasnifi Åöyledir :
1. DoÄru yoldan ayrılmıŠtoplumların hangi yolla kurtulacaÄı.
2. Suçtan kurtuluÅ. Akıl yolu ile gafletten uyanıÅ.
3. İnanç’daki kudret.
4. Tövbe edip doÄru yolu bulanlar Allah’ın sevgili kulları olurlar.
5. Bilginin deÄeri.
6. Gaflete dalıÅ.
7. Aklın önemi.
Bu yedi meclis’de, asıl Åerh edilen hadislerle beraber, 41 Hadis daha geçmektedir. Mevlâna tarafından seçilen her Hadis içtimaidir. Mevlâna yedi meclisinde her bölüme “Hamd ü sena” ve “Münacaat” ile baÅlamakta, açıklanacak konuları ve tasavvufî görüÅlerini hikaye ve Åiirlerle cazip hale getirmektedir. Bu yol Mesnevî’nin yazılıÅında da aynen kullanılmıÅtır.
mevlana.com dan alıntıdır…
A
A kardeÅ, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.
Acele Åeytan hilesidir, sabır ve tedbir Allah lütfu.
Açlık, ilaçların padiÅahıdır. Hekimler niye perhiz verir düÅünsene.
Adam savaÅmakla çetin er sayılmaz, öfkelendiÄi zaman kendini tutabilendir çetin.
Aklın varsa bir baÅka akılla dost ol da, iÅlerini danıÅarak yap.
Allah merhalesinde akıl beygirine yol yoktur.
Allah üstünlük bakımından göz yaÅını Åehitlerin kanı ile eÅ tuttu.
Allahâa Åükür, rızkı artırır.
Allah’ım sen kimi dertle hasta etmek dilersen ona aÄlayıŠkapısını kapatırsın. Kimi de beladan kurtarmak dilersen gönlüne sızlanma ve aÄlayıŠverirsin.
Akıl padiÅahı kafesi kırdı mı, kuÅların her biri bir yöne uçar.
Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.Günün sözü 24.02.2007
Aynı dili konuÅanlar deÄil, aynı duyguları paylaÅanlar anlaÅabilir.
Ayrılık içinde insanın gözünü açıp kapayıncaya kadar geçen zaman yıl gibi gelir.
AÅk, davaya benzer, cefa çekmek de Åahide. Åahidin yoksa davayı kazanamazsın ki!
AÅk, öyle engin bir denizdir ki, ne baÅlangıcı ne de sonu vardır.
AÅıkların gönüllerinin yanıÅıyla gözyaÅları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateÅ de.
Adalet nedir? Her Åeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir Åeyi yerine koymamak, baÅka yere koymak.
Aklın yoksa yandın, ya kalbin yoksa o zaman sen zaten yoksun ki
Akıllı insan düÅündüÄü herÅeyi söylemez,fakat söylediÄi herÅeyi düÅünür.
B
BaÅta dönüp koÅan nice bilgiler, nice hünerler vardır ki, insan onunla baÅ olmak isterse, baÅ elden gider. BaÅının gitmesini istemiyorsan ayak ol.
Bir adamın camilere alıÅtıÄını görürseniz, imanlı olduÄuna Åahitlik ediniz.
Büyük Allahâtan bizler niye terbiye isteriz? Ãünkü terbiyesizler, Allahâın lütfundan mahrumdurlar. Terbiyesiz, yalnız kendine kötülük etmez, bütün utanç ve erdem ufuklarını ateÅler.
BaÅkalarına imrenme, çok kimseler var ki senin hayatına imreniyorlar.
Beri gel, beri!
Daha da beri! Niceye Åu yol vuruculuk?
Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye Åu senlik benlik?
Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.
Bir katre olma, kendini deniz haline getir
Madem ki denizi özlüyorsun, katreliÄi yok et gitsin
Bir kimseyi tanımak istiyorsan, düÅüp kalktıÄı arkadaÅlarına bak.
Bir mum diÄer bir mumu tutuÅturmakla, ıÅıÄından bir Åey kaybetmez.
Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
Biz güzeliz, sen de güzelleÅ, beze kendini.
Bizim huyumuzla huylan, bize alıŠbaÅkalarına deÄil.
Bütün kâinat birbirine sevgi ile baÄlanmıÅ.
Sevgini vermesini öÄren.
Ãünkü gönlün anlasın ki hepsine yer varmıÅ.
Sevgisiz insandan dünya, unutma ki korkarmıÅ.
Bulutlar aÄlamasa yeÅillikler nasıl güler?
Bülbüllerin güzel sesleri beÄenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuÅu kim kor kafese?
C
Canım tenimde oldukça Kurâânâın kölesiyim. Ben Hakkâın seçkin peygamberi Muhammedâin yolunun topraÄıyım. Her kim bundan baÅka benden bir söz naklederse, ona çok üzülür ve o sözden de çok üzüntü duyarım.
Cenab-ı Hakk kâfir için necis dedi. Fakat dikkat et ki; kâfirlerin dıÅı pis deÄildir. O pislik onların din ve ahlakındadır.
Cahil olanların merhameti ve lütfu azdır.
Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol.
Cibilliyetsize ilim öÄretmek, eÅkıyanın eline kılıç vermektedir.
Ã
ÃalıŠçabala da nura ulaÅ. Pekmez içinde ne kaynatılırsa pekmez lezzeti alır. Havuç, elma, ayva, ceviz pekmezde kaynasa pekmez tadı alır. Bilgi nura karıÅırsa inatçı ve kötü kiÅiler bile bilgiden nur bulurlar.
D
Din düÅmanlarının baÅına kılınç ol, kurt gibilere ateÅ saç; çünkü onlar, Yusuf düÅmanıdırlar.
Denizin dibinde incilerle taÅlar karıÅık olarak bulunurlar, övülecek Åeyler de kusur ve yanlıÅların arasında bulunurlar.
Dert, insanı yokluÄa götüren rahvan attır.
Dikenden gül bitiren, kıÅı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.
Dünle beraber gitti düne ait ne varsa, bugün yeni Åeyler söylemek gerek.Günün sözü 13.06.2006
Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.
E
EÄer müslümanca yaÅamak istersen Kurâânâa sarıl; çünkü, onsuz islami hayat mümkün deÄildir. EÄer bir Türk seslenirse, Tanrı korusun, köpek deÄil erkek aslan bile kan kusar.
EÄer sen, can konaÄını arıyorsan, bil ki, sen cansın. EÄer bir lokma ekmek peÅinde koÅuyorsan, sen bir ekmeksin. Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen, anlarsın ki, aradıÄın ancak sensin sen.Günün sözü 07.03.2007
Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.
EÅeÄe, katır boncuÄuyla inci birdir. Zaten o eÅek, inciyle denizin varlıÄından da Åüphe eder.
EÅekten Åeker esirgenmez ama eÅek yaratılıÅı bakımından otu beÄenir.
Ey Müslüman, edep nedir diye sorarsan bil ki edep, her edepsizin edepsizliÄine katlanmaktır.
Ey Zulümle bir kuyu kazan! Sen kendin için tuzak hazırlıyorsun.
Ey arkadaÅ, sufi, bulunduÄu vaktin oÄludur. Bu iÅ yarın olsun yarına kalsın demek, tarikat anlayıÅına uymaz.
F
Filozofların felsefesi, insanoÄlunun zan ve Åüphesini artırır. İslamâın hikmeti ise, insanı yücelere ulaÅtırır.
G
Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı deÄildir,
Yüz kere tövbeni bozmuŠolsan da yine gel.
Gelin baÄa yeÅiller kuÅanan doÄayı görün. Her köÅede bir çiçek dükkanı açan doÄayı görün. Güller gülerek sesleniyor bülbüllere: Susun, susarak doÄayı görün.
GeniÅlik, sabırdan doÄar.
Gerçek aÅkta ne vefa vardır ne cefa.
Gönül nuru olmayan gönül, gönül deÄildir. Bedende ruh yoksa topraktır.
Gördün ya beni gamdan baÅka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.
Gözünün cevherini nerede eskittin, beŠduyunu nerelerde kullandın.
Gözünüzü açıp Kurâânâa bakınız. Allah kelâmı olan kurâanâın tüm ayetleri edep öÄretmektedir.
Gülün dikene katlanması, onu güzel kokulu yaptı
GüneÅ olmak ve altın ıÅıklar halinde
Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim
Gece esen ve suçsuzların ahına karıÅan
Yüz rüzgarı olmak isterdim.
Gürzü kendine vur. BenliÄini, varlıÄını kır gitsin. Ãünkü bu ten gözü, kulaÄa tıkanmıŠpamuÄa benzer.
Güzel yüz aynaya âÅıktır.
H
Her zaman doÄruyu söyle, ama her zaman her doÄruyu deÄil.
Hak’tan bahar fermanı gelmedikçe, toprak sırrını açmaz.Günün sözü 21 Mart 2007
Hayatının gidiÅi, Hz.Muhammedâin sünnetinden sapmasın. Onu bırakma! Aklına ve hünerine az güven!
Hem gam çaÄında, hem esenlik çaÄında Allahâa dayanmadan, tümden ona teslim olmadan baÅka her Åey düzendir, tuzaktır.
Hayatı sen aldıktan sonra ölmek, Åeker gibi tatlı Åeydir
Seninle olduktan sonra ölüm, tatlı candan daha tatlıdır.
Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaÅılır.
Her rüzgarla otlar gibi sallanırsan, daÄlar kadar olsan da bir ota deÄmezsin.
Her Åey kader ile takdir edilmiÅtir. Kısmetine razı ol ki rahat edesin.
Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düÅünmüyor demektir.
Herkesin bakmadıÄı yönden bak dünyaya.
Hırs insanı kör ve ahmak eder. Bilgisiz hale sokar da ölümü kolaylaÅtırır.
Hiçbir ölü öldüÄüne hayıflanmaz, sadece azıÄının azlıÄına hayıflanır. Ãlen kuyudan ovaya çıkmıŠdemektir.
Her insan bir alemdir. İnsan düÅünceden ibarettir, geri kalan et ve sinirdir.
HerÅeyi, aramadıkça bulamazsın; fakat bu dost baÅka; bunu bulmadan arayamazsın.
I
Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluÄu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.
Irz ve namustan mahrum olanlar, millet ve vatan hissi taÅımazlar; böylelerinden sakınılmalıdır.
İ
İki parmaÄının ucunu gözüne koy. Bir Åey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok deÄildir.
İnsan dostunun huyunu alır.
İnsanlar, güller arasında dikenler bulunduÄundan Åikayet edeceklerine, dikenler arasında güller yaratıldıÄına Åükretmelidir.
İnsanları iyi tanıyın, her insani fena bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin.
İnsan gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak gerçek dostu görendir.
İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.
İnanan kiÅi, iÅlerini Allah emretti diye yapar. İnanmayan ise, mücadele ve gösteriÅ olsun diye yapar. Böyle inatçı kiÅilerin baÅlarına toprak saç.
K
KabuÄu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.
Kargalar gülistanı iÅgal ettiklerinde bülbüller siner ve susar.
Kadınlarda hayvani sıfat fazladır. Ãünkü kadın koku ve renge fazlaca meyleder.
Kendi körlüÄünü tedavi etmeye çalıÅ, yoksa alem hep O’dur, fakat O’nu görecek göz olmalıdır.
Kim benliÄinden kurtulursa bütün benlikler onun olur. Kendisine dost olmayan herkese dost kesilir. NakıÅsız ayna olur, tüm nakıÅlar onda seyredilir.
Kim daha güzelse kıskançlıÄı daha fazla olur. Kıskançlık ateÅten meydana gelir.
Kim sabrederse rızkı gelir ona. AÅırı hırsla çalıÅma ve çabalama sabırsızlıktır.
Kim zahmet çekerse defineyi elde eder.
Kimde bir güzellik varsa bilsin ki ödünçtür.
Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.
Kötü zanda bulunan kiÅi çirkindir. Aslında o kendi içini vurur karÅıya.
Kötülerin övülmesi arÅı titretir.
Kötülük insana tamahtan gelir. Kanaatten kimse ölmedi, hırsla da kimse padiÅah olmadı.
Kızgınlıkla gönüllere ateÅ saldın mı, cehennem ateÅinin aslı oldun gitti.
Kuzgun, baÄda kuzgunca baÄırır. Ama bülbül, kuzgun baÄırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?
Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacaÄım sanma! Sen sabaha kadar gaflet uykusundasın, ömür ise kısadır. Korkarım ki,sen bu uykudan uyanınca gündüz olur.
Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde ÅaÅılacak bir Åey yoktur. ÅaÅılacak olan odur ki bu kuzu, kurda gönül baÄlamıÅ, aÅık olmuÅtur.
L
LeÅ, bize göre rezildir ama, domuza, köpeÄe Åekerdir, helvadır.
M
Muhabbet ve merhamet, insanlıÄın; hiddet ve Åehvet de hayvanların sıfatlarıdır.
Madem ki rızkı taksim eden Oâdur, o halde Åikâyet küfürdür. Sabır gerekir. Sabır, geniÅliÄe ulaÅmanın anahtarıdır. Allahâtan baÅka herkes düÅmandır. Sen asıl dostu düÅmanlara Åikâyet eder, halinden sızlanırsın öyle mi? PadiÅah köleye Åikayet edilir mi? Akıllı ol.
Meyve ekÅi bile olsa, olmadıkça ona ham derler.
Mideyi bırak da gönül tarafına salın. Salın da Allahâtan perdesiz selam alasın.
MünafıÄın özrü kabul edilmez. Ãünkü o özür dilindedir kalbinde deÄil.
N
Nasıl olur da deniz, köpeÄin agzından pislenir, nasıl olur da güneŠüflemekle söner?
Ne insanlar gördüm üzerlerinde elbise yok, ne elbiseler gördüm içlerinde insan yok.
Nefsinin istediÄini yapıp da bir de âinÅallahâ demek Allahâla alay etmektir. Kimi kandırıyorsun?
Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı Åeylerin sarhoÅu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?
Ne tükenmez hazinesin ey dil! Ne devasız bir dert!
Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karÅındakilerin anlayabileceÄi kadardır.Günün sözü 03.03.2007
O
O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padiÅahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin.
O daÄa bir kuÅ kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o daÄda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.
Ondan da bizarım, o sözden de bizarım, Åikayetçiyim.
Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah’ın kulu kendisinden uzaklaÅtırmasından, bir derde uÄratmasından daha iyidir.
Ã
Ãlümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız
Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.
P
Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalıÅır
S
Sabır, demir kalkandır.
Sebatsız sedef, inci tutmaz.
Secde ve rüku varlık tokmaÄını Allah kapısına vurmaktır. Ãok vur, mutlaka açılır kapı.
Sen anılması güzel olan söz ol.
Ãünkü insan, kendisi hakkında söylenilen güzel sözlerden ibarettir.
Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?
Senin için baÅkasını terk eden, baÅkası için de seni terkeder.
Sual de bilgiden doÄar, cevap da.
Sen zayıfları yardımcısız, kimsesiz sanma; Kurâânâdan âİzâ câe nasrullâhâı oku
sevgide güneÅ gibi ol,dostluk ve kardeÅlikte akarsu gibi ol,hataları örtmede gece gibi ol,tevazuda toprak gibi ol,öfkede ölü gibi ol.her ne olursan ol.ya olduÄun gibi görün,ya göründüÄün gibi ol
Sen öyle büyük bir varlÄın aÅkını seç ki, bütün peygamberler, onun aÅkıyla kudret ve kuvvet buldular, Åeref ve saadete erdiler.
Sabır sevinç anahtarıdır.
Å
Åeytan tabiatı bakımından insana düÅmandır. İnsanın helak oluÅuna sevinir o.
Åu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, Åeytandan dert satın alır.
Åu topraÄa sevgiden baÅka bir tohum ekmeyiz
Åu tertemiz tarlaya baÅka bir tohum ekmeyiz biz.
Åunu iyi bilki;eÄer, gönlün, sırlarına mezar olursa muradın çabucak hasıl olur.
T
Ten midesi insanı samanlıÄa çeker, gönül midesi reyhana çeker. Ot ve arpa yiyen kurban olur, Allah nuru ile nurlanan Kuran olur. Senin yarın pislik, yarın da misktir. Kuranâla miskini artır.
Tövbe bineÄi, ÅaÅılacak bir binektir. Bir solukta aÅaÄılık dünyadan göÄe sıçrayiverir.
Tutalım ki Aliâden Zülfikâr sana miras kaldı. Sende Ali kolu ve kalbi yoksa Zülfikar neye yarar ki?
TuzaÄa saçtıÄın taneler , cömertlik sayılmaz ki…
U
Uyku ve uyanma bir nevi küçük mahÅerdir.
Ã
Ãstünün dostu ol ki üstün olasın…Kendine gel be hey azgın,maÄluplarla dost olma!münkirin delili ancak ve ancak Åudur:Ben Åu görünen yurttan baÅka bir Åey görmüyorum!Hiç düÅünmez ki nerede görünen bir Åey varsa o,gizli hikmetleri haber vermededir.Her görünen Åeyin faydası ,faydanın ilaçlarla gizli oluÅu gibi o Åeyin içinde gizlidir.
Ãç sözden fazla deÄil , Tüm ömrüm Åu üç söz , Hamdım, piÅtim, yandım
Y
Ya olduÄun gibi görün, ya göründüÄün gibi ol.
Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
Åefkat ve merhamette güneÅ gibi ol.
BaÅkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
HoÅgörülülükte deniz gibi ol.
Ya olduÄun gibi görün, ya göründüÄün gibi ol.
Yılan insanın sadece canını alır. Kötü arkadaŠcehenneme sürer de ebedi hayatını mahveder.
Yerde bir zayıf aman dilerse, gökyüzü askerleri birbirlerine karıÅırlar.
Yüz kiÅinin içinde aÅık, gökte yıldızlar arasında parıldayan ay gibi belli olur.
Z
Zulüm demiriyle taÅını birbirine vurma! Ãünkü bu ikisi, erkek ve kadın gibi çocuk meydana getirirler.
vikipediden alıntıdır…
eminim çok daha fazla ve ayrıntılı bilgilere ulaÅmak mümkündür…
son olarakta konya valiliÄinin sitesindeki Hz.Mevlanaya ait bilgilere link
http://www.konya.gov.tr/mevlana/