Kapıya geldiğinde içerdeki kalabalığın enerjisini hissetmeye başlamıştı. Ancak bu hissettiği enerji ona eskisi gibi mutluluk vermiyordu. Arabayı kapıya yanaştırmadan tam 22 saniye önce üstünü kapatmaya başlamalıydı. açık teslim edildiğinde başına ne geleceği belli olmuyordu. Tam kapıya yanaştığında arabayı aldılar. Bir hışımla yan koltuktan telefon ve sigarasını alan adam içeriye doğru yürüdü.Bir beklentisi kalmamıştı artık. Eskiden kapının önünde ava ilk defa çıkan yerliler gibi girdiği kapıdan artık av edasıyla giriyordu. Geçen yıllar, kırık kalpler, soğuk gönüller façalı nasır tutmuş bir sevgi dünyasından başka
birşey bırakmamıştı. Bazen hayatı bomboş bunlardan uzeak o özlediği sıcak kalbi aramayarak geçirmeyi düşünüyordu. Ama tadına birkez bakılınca sevginin öyle
kolay değildi bunu yapmak. Bu düşüncelerle kendini reina nın kapısından geçmiş ve en sevdiği yerinde buldu. Merdivenlerin üzerindeki bar. Burası soluk almak
için çok uygun bir yerdi. Her gelişinde burada birkaç meyva yer, etrafı kolaçan eder, öyle hareket ederdi. Zaten aşağıdaki kalabalık merdivenlerin hemen
altında bir azaba dönüşürdü. Bu yüzden bırak o merdvenlerden inmeyi, tuvalete gitmek bile azap olurdu.
Aslında bu yukardaki barın bir başka eğlencesi daha vardı. İlk defa gelenler, aşağı inmeye cesaret edemeyenler burada çok komik görüntüler çıkarırdı. Mesela
sağdaki standda durn üç kız diye düşündü adam. İlk defa gelmenin verdiği çekingenlikle birbirleri aralarında konuşuyor, geçen kadınların kıyafetlerini
kritize ediyorlardı. İşin en komik kısmı kendi üzerlerindeki kıyafetlerdi. Bu yıl bir pabet modasıdır giriyor. Kadın yere bu kadar çok basarsa nasıl seksi
olabilir ki diye düşündü adam. Eskiden kadınlar kendilerini güzel göstermek için herşeyi yaparlardı şimdi ise tam tersini yapıyorlar. Mesela geçen senelerde
ortaya çıkan bu düşük bel modası nasıl güzel gösterebilir insanı. Şimdi de bu pabetler çıktı. Bir de ellerde kısa tırnaklara kırmızı ojeler. İnanılır gibi
değil, bu kadar leke bir tasarımda nasıl güzel görünebilir?!?Tırnaklar uzun olsa kaldırı ama…Topuklu bir ayakkabı giyen kadın nasıl süzülür gibi yürür ve
nasıl güzel görünür.
İşte bu düşünceler artık aşağı inmesi gerektiğini ortaya koydu. Önce cebinden silahını çıkardı. Ucunu kesti. Puro onun hem eğlencesi hem de kalabalık
içindeki silahı idi. Kalabalık içinde yalnız bir erkeğin yürümesi çok zordur. Kadınlar arkanızda olduğunuz anda bir tavırla bakarlar. Bazıları yalnız olmanızı kullanır ve çevrelerine bu adam beni taciz etti havası atarlar. Yaşamayan bilmez bu çok can sıkıcı bir durumdur. Yüzüne bakmayacağınız bir kadının size attığı iftira ile hem tecavüzcü durumuna düşersiniz hem de bunu yapan kadınla ilglendiğiniz gibi sınıf düşürücü bir duruma gelirsiniz.
Bu yüzden purosunu yaktı ve iyi niyetli insanlardan centilmence izin isteyerek, arada denk geldiği diğer insanlara ise dumanla yolunu açarak orta bara kadar ilerledi.
Bar yine her zamanki gibi tıklım tıklımdı. İçki almak için barmenle gözgöze gelmeyi bekledi. Genelde en sevmediği şey, lise kantininden tost alır gibi elindeki parayla insanların üzerine çıkan insanlardı. Adam bu tip erkek ve kadınlardan nefret ediyordu. Bermen ile göz göze geldiler. Adam içinden sadece dudaklarını oynatarak jack dedi. Barmen hemen anladı “buz?” diye cevap verdi. Adam gözlerini olur anlamında birkez kırptı. Bütün gece bu barmenleyim diye düşündü adam. İletişim kurmak için gözlerini kullanan ve frekansı tutan insanlara
bayılıyordu. Bu sokak satıcısı bile olsa ondan vazgeçmezdi. Vardı öyle adamları hem oturduğu semtte hem de birçok yerde. Kalabalık olmayan birgün gelip bu çocukla tanışayım diye düşündü…
Viskisini yudumlarken, purodan da bir nefes çekti. Mutluydu. Eskisi gibi değil ama mutluydu. Eskiden dostları ile her akşam gezerlerdi. Her akşam sevgilisi ile biryerlerde birşeyler yer evine öyle giderdi. Kalbi o zaman daha sıcaktı. Ama ilişki tek kişiyle olmuyor. Mutsuz biri varsa ilişikiden nasıl ona devam etmesi söylenir diye düşündü… Eğer hayat bana sıcak bir kalbi çok görüyorsa, o da soğuk kalbiyle mutlu olurdu.
İçkisinden bir yudum aldı. Etrafına baktı… Çoğu tanımadığı ama çokca gördüğü yüzlerdi. Aslında Sortie’yi daha çok seviyordu, oradaki yaş grubu kendisine daha yakındı ama bugün buradaydı. Niye geldiğini bilmiyordu ama buradaydı…
Çok fazla tanıdık yoktu ama tanımadığı sima da çok fazla değildi. Yine aynı tırnaklar yine aynı sağlarla bir elden çıkma sanayi toplumunun aşk makinaları oradaydı. Sadece bir kişi dikkatini çekmişti. Omuzlarına kadar uzanan sarı saçlarını başının tam arkasından toplayıp at yelesi yapmıştı. Böylece açık mavi gözleri ve başak rengi teni net bir şekilde dikkat çekiyordu. Üzerinde beyaz vücudu saran bir gömlek vardı. Akşamın geç saati olmasına rağmen gömleği jilet gibiydi. Adamın diğer erkeklerden farklı bir bakış açısı vardı. Bunları önemsiyordu. Aşağıya doğru süzmeye devam etti. Kadının vücudu dikkat çekecek derecede güzeldi. Eteği tam dizinde bitmişti. Bir kadına en çok yakışan etek boyu buydu zaten. Mini etek veya uzun etek giyen kadınlar tasarımda continuity’i biliyor olsalardı bu hatayı yapmaya devam ederler miydi hiç… Kadının ayağında yüksek topuklu, tırkanları çok az gösteren bir ayakkabı vardı. Adam hemen ayak tırnaklarına baktı. Oje olmamalıydı. Ayakta oje komik geliyordu ona. Ayakda uzun tırnak da…Tam bunları düşünürken kadının kendisini farkettiğini anladı.
Normalde kadınlar kendilerine bakan inceleyen erkeği arkaları dönük olsa bile hissederlerdi ama dönüp bakmazlardı. Adam çok şaşkındı, ilginç gelmişti.
Gözgöze gelmişlerdi. Adam dik dik bakıyor olmamak için gözlerini çekti. Kadın çok hoşuna gitmesine rağmen arkasını döndü. İçkisinden bir yudum daha aldı.
Bitmek üzereydi içkisi. Bardağın altındaki buzlara baktı.. Son yudumunu çok seviyordu bardağın…Tam bardağı ağzına götürdüğü sırada son derece sakin bir ses geldi arkasından. Aslında kulağına bu kadar yakın konuşmak için ölümüne susamış olması gerekir diye düşündü adam. Ama bu ses tonu ve sakinlikle söylenen şeyler nasıl insanı rahatsız edebilirdiki. Arkasını döndü… Demin göz göze geldiği kadın hemen yanındaydı. Çok kalabalık değil mi? diyordu.
Adam şaşkındı genelde kadınlar yanaşmakdan korkarlardı kendisine. Daha ilginci bir tanışma da değildi bu direkt muhabbete girmişdi kadın. İnanmak zordu. “Evet” dedi adam. Kadın hiç uzatmadı “hadi çıkalım dedi” …
İşte bu inanılmazdı, adam elindeki içki bardağını bir kenara bırakdı. Kadın arkasını döndü, elini uzattı adamın elini tuttu ve kalabalığa daldı.
Adam şaşkındı. Kendisine böyle davranabildiğine göre kadın çok cesur ve kendine güvenen biriydi.
Kapının önüne geldiklerinde, kadın hiç tereddüt etmeden bir taksiye atladı. “Araban burada kalsın sabah alırsın” dedi. Bunlar birçok insan için farklı mesajlar içeren cümlelerdi. Ama adam için hiçbir şey anlamına gelmiyordu. Zira mesajlarla değil direkt konuşmalarla kendini daha iyi hissettiği ve yanlış anlamalardan korktuğu için bu mesajları hiç dikkate almazdı adam.
Etilerde bir rezidans’ın öününe geldiklerinde kadın burası dedi. Tam elini cebine atıyordu ki, adam çok kısa bir hareket yaptı. Kadın bunu görünce durdu. Yukarı çıktıklarında adam salonda birkaç dakika oturdu. Kadın ise bir eşofman giyip gelmişti. “daha rahat birşeyler vermek isterim amabenimkiler sana olmaz ama … dedi.” bir sessizlikden sonra adam pantolonunu çıkardı. Yeterince uzun bir şortu vardı.
İşte böyle diye düşündü adam, frekanslar uyunca 20 dakika 100lerce yıldır berabermişsin gibi hissetmene sebep oluyor.
Birlikte bir rakı sofrası hazırlayıp, evde olmanın tadını çıkardılar. ….
Sabah kahvaltı için oturduklarında adam içinden “evet dedi hayatımı böyle cesur, ne istediğini bilen, bunu herkese yapmayacak kadar da kendisine güvenebileceğim biriyle geçirmek istiyorum.” Kadına döndü, “çok güzesin” dedi. Sonra aralarında şu diyalog geçti…
Kadın – Ne arıyorsun?
Adam – Aşk
Kadın – memnun musun?
Adam – Çok
Kadın – sonsuza kadar sürmesini ister misin?
Adam – Benden çok yaşayacaksın :))