Yapay zekâ çağında ne yapmalısınız?

Yapay zekâ tartışmasını meslekler üzerinden yürütüyoruz. Hangi meslekler ortadan kalkacak? Hangi meslekler kalacak? İnsan hangi işleri yapmaya devam edecek?

Bence mesele mesleklerden çok daha büyük.

Yapay zekâ bize yalnızca daha hızlı çalışma olanağı vermiyor. Çalışma ile zaman arasındaki ilişkiyi değiştiriyor. Daha önce saatler süren bir işi dakikalar içinde yapabiliyoruz. Araştırabiliyor, yazabiliyor, hesaplayabiliyor, tasarlayabiliyor, analiz edebiliyor, kodlayabiliyoruz.

İnsanlık tarihinde bunun çok önemli bir karşılığı var: skholē.

Antik Yunan’da skholē, insanın zorunlu uğraşlarının dışında kalan ve düşünmeye ayırabildiği zamanı ifade ediyordu. Felsefenin yükselişini mümkün kılan koşullardan biri de buydu. Sokrates’in Atina sokaklarında insanlarla tartışabilmesi, Platon’un Akademia’da felsefe yapabilmesi, Aristoteles’in Lykeion’da öğrencileriyle düşünceler geliştirebilmesi, düşünmeye ayrılabilen böyle bir zamanın varlığıyla da ilişkiliydi. Bazı insanlar fikir üretmeye, sanata, spora ve öğrenmeye zaman ayırabiliyordu.

Şimdi yapay zekâ bize yeni bir skholē yaratabilir.

Asıl soru bu zamanı nasıl kullanacağımız.

Birinci cevap: Daha iyi sorular sorabilirsiniz.

Yapay zekâ cevap üretmek konusunda giderek daha güçlü hale geliyor. Fakat hangi sorunun sorulmaya değer olduğuna karar vermek hâlâ insana ait. İyi yaşam nedir? Ne yaratmalıyız? Neyi korumalıyız? Zamanımızı neye ayırmaya değer? Belki önümüzdeki dönemde insanın entelektüel değerini verdiği cevaplardan çok sorduğu sorular belirleyecek.

İkinci cevap: Yaratıcı olabilirsiniz.

Bir makine sizden daha hızlı resim yapabilir. Daha hızlı metin yazabilir. Daha hızlı müzik üretebilir. Bunun sizin resim yapmanızın, yazmanızın ya da müzik üretmenizin anlamını ortadan kaldırması gerekmiyor. Çünkü yaratmanın amacı yalnızca ortaya çıkan ürün değildir. Yaratmak, insanın kendisini gerçekleştirme yollarından biridir.

Üçüncü cevap: Keşfedebilirsiniz.

Yapay zekâ okyanusun haritasını çıkarabilir; siz yine de dalmak isteyebilirsiniz. Mars hakkında sizden çok daha fazla şey bilebilir; siz yine de bir gün oraya gitmek isteyebilirsiniz. Bilmek ile deneyimlemek aynı şey değildir. Teknoloji bilgiye ulaşmanın maliyetini düşürdükçe deneyimin değeri daha da görünür hale gelebilir.

Dördüncü cevap: Kendinizle yarışabilirsiniz.

Bir otomobil insandan çok daha hızlı gider ama insanlar koşmaya devam ediyor. Bir satranç yazılımı dünyanın en iyi oyuncularını yenebiliyor ama insanlar hâlâ satranç oynuyor. Çünkü her yaptığımız şeyin amacı dünyadaki en iyi olmak değildir. Bazen amaç, dün olduğumuz kişiden daha iyi olmaktır.

Beşinci cevap: Öğrenebilirsiniz.

Yapay zekâ öğrenmenin önündeki önemli engellerden birini kaldırıyor: erişim. Bir konuyu kendi hızınızda, kendi bilgi düzeyinizden başlayarak öğrenebilirsiniz. Fizikten felsefeye, müzikten matematiğe kadar merak ettiğiniz bir alanı anlamak için artık doğru kitabı, doğru öğretmeni ya da doğru zamanı beklemek zorunda değilsiniz. Skholē yeniden düşünmenin ve öğrenmenin zamanı olabilir.

Altıncı cevap: Kürasyon yapabilirsiniz.

Üretimin olağanüstü ucuzladığı bir dünyada sorun içerik kıtlığı olmayacak. Tam tersine, seçenek bolluğu olacak. Böyle bir dünyada değer yalnızca yeni bir şey üretmekten değil, var olanların arasından neyin değerli olduğunu seçebilmekten de gelecek. Neyi okuyacağınız, neyi izleyeceğiniz, hangi fikrin peşinden gideceğiniz, hangi bilgiyi diğerinden ayıracağınız giderek daha önemli olacak.

Bunların hepsi sonunda aynı yere çıkıyor: kendini gerçekleştirmek.

Belki de yapay zekâ çağında sorulması gereken soru “Hangi işi yapacağım?” değil, “Nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?”

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir