IPTV söz konusu olunca yüksek teknolojilerin gerçekten önemli olduğunu görüyoruz. Tabii dünyanın copy-paste toplum haline gelmesinden kaynaklı olarak insanların bu sanat eserlerini bir şekilde kendi yararları için kullanabilecekleri ve çalabilecekleri ortamların çok rahat bir
şekilde ortaya çıkmasına sebep oluyor. Bu nedenle çok uzun zamandır internet üzerinde yapılan bütün faaliyetleri korsan olarak algılayabilen devletlerle karşılaşıyoruz. Korsanla mücadele için çeşitli yasaların çıktığını, bu yasalar üzerinden hukuki işlemler yapıldığını hatta polisiye ve dedektiflik gibi faaliyetlerin gerçekleştirildiğini çok fazla gördük. Fakat korsanla ilgili çalışmaların büyük bir çoğunluğunun bu konuda çok yeterli olmadığını da görüyoruz. Bunun en önemli sebeplerinden biri korsanın çok kolay çoğaltılabilir bir teknolojiye sahip olmasıdır.
IPTV aslında bu teknolojilerin bir kısmını sanki daha çok ön plana çıkarılmış gibi görünmekle birlikte aynı zamanda korsanın karşısında da ciddi faaliyetlerden birisi olacağını tahmin ediyorum. Bunun en önemli sebeplerinden birisi internet üzerinde birçok korsan faaliyetin yasaklamalarla veya durdurmak için kullanılacak ekstra cihazlarla kurtarılamadığını görmemizdir. Öncelikle IPTV’nin korsanla mücadeledeki farklılığını nasıl yaratacağı konusunu anlamak için biraz korsan konusunu biliyor olmak lazım. Dünyada korsanın ilk başlangıç yöntemlerinden birisi aslında bilgisayar yazılımlarıyla birlikte oldu. Dolayısıyla yazılımların çoğaltılması ve içindeki anahtar kelimelerin ya da anahtarların kırılması ile başlayan korsan daha sonra müzik piyasasını ele geçirdi ve arkasından da video piyasasına yani görüntü piyasasına sıçradı. Böylelikle filmlerin büyük bir çoğunluğu korsan olarak satılabilir hale geldi. Tabii korsanla mücadelede en önemli araçlardan ve en önemli durumlardan birisi de izleyici. Bu süreçte izleyicinin korsana ilgi göstermesini engelleyici bazı faaliyetler gösterildi. Bunların arasında insanları bilinçlendirmek ve sanat eserlerinin aslında ne kadar önemli olduğunu söylemek en başta geliyor tabii ki. Ancak korsanla mücadeledeki az yol alınmasının en önemli sebeplerinden birisinin distribüsyon sistemlerinin aslında sektörün en büyük para kazanıcıları olduğu bilgisine sahip olmaktan kaynaklanıyor belki de. Çünkü dünyadaki izleyiciler verdikleri paranın büyük bir çoğunluğunun distribüsyon servislerine gittiğini bilerek sanat eserlerine olan saygılarını koruyamıyorlar.
“Korsanla mücadelede yasakçılığın çok başarılı olamadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.”
Sanat eserlerindeki en büyük problemlerden birisi bir kaset aldığınız zaman giden paranın büyük bir çoğunluğunun distribüsyon servislerine ve lojistik maliyetlerine gittiğini bilmekte. Arada bir, devletlerin vergi mükellefiyetlerinden kaynaklanan maliyetler çıkıyordu farklı olarak. Fakat zamanla internet üzerinden müzik dağıtımı yaygınlaşmaya başladı. Gruplar kendi albümlerini kendileri hazırladıktan sonra bunları bir web sitesi üzerinden çoğaltma yöntemine gittiler. Bunun da en iyi örneklerinden birisi Apple’ın uyguladığı Itunes yöntemiydi. Itunes ile birlikte insanlar internet üzerinden müzik indirebilmenin yararlarını gördüler. Bunların en başta gelenlerinden birisi düşük maliyetler. Maliyetler aşağı düşüp distribüsyon ve lojistik maliyetler azalınca, insanların korsana olan ilgilerinin doğru orantıda bir parça azaldığını görüyoruz. Çünkü internet üzerinde korsan olarak bulabileceğiniz şarkılara ve eserlere ulaştığınız zaman onların yüksek kalitede olmadıklarını görüyorsunuz. Tabii Itunes üzerinden indireceğiniz bir müziğin kalitesinin çok da düşük seviyelerde olması mümkün değildir. Çünkü arkasında bir şirketin garantisi vardır. Şimdi bu noktadan bakıldığı zaman korsanla mücadelede yasakçılığın çok başarılı olamadığını rahatlıkla görüyoruz. Hatta iyi örneklerden biri olan global bir skandaldan bahsedebiliriz. DVD pazarıyla ilgili olarak DVD’lerin ilk zamanlar 6 region olarak dünyada farklı regionlara gönderildiği ve DVD oynatıcıların bu şekilde üretildiği bir dönemi yaşamış olan birisi olarak, yasaklamanın korsanla mücadelede hiç de iyi bir yöntem olmadığını çok uzun zaman önce tecrübe ettim.
Peki, IPTV bu noktada neler getirebilir? Korsanla mücadelede birkaç tane yöntemden bahsettik. Birinci önemli yöntem Itunes. İkinci önemli yöntem ise Microsoft’un uyguladığı bir
yöntemdi. Aynı anahtar kelimenin farklı yerlerde kullanılmasını engellemek amacıyla kendi yazılımlarının birden fazla kez güncelleme yapmasını sağlamak ve bu güncellemelerde de anahtar kelimenin doğruluğunu kontrol etmek. Bu sayede internete bağlanmak garanti haline geliyor ve internete bağlanan kişilerin de ellerindeki anahtar kelimeleri doğru şekilde kullanıp kullanmadıkları, başkalarına verip vermediklerini anlamak mümkün oluyordu. Gördüğünüz gibi internet korsanın yanında değil tam tersi korsanın karşısında. Aslında internet korsanın yanında olanların bilgisayar teknolojileri, özellikle çoğaltım teknolojileri, sanayi devrimi döneminden gelme cihazlar ve fabrikalar olduğunu görüyoruz. Bu noktadan bakıldığında IPTV’nin korsan konusunda ne gibi bir yaptırıma sahip olduğunu görmek kolay değil. Çünkü IPTV tarafında bir kurumun oluşturduğu bilgilerin ve eserlerin internet üzerinde IPTV üzerinden yayınlanması noktasında internet aslında Microsoft’un da kullandığı şekilde her dakika bir otorizasyon alacağı için çok fazla farklı kullanım şekilleri oluşmayacaktır. Bunun en iyi örneklerinden birisi TTNET’in yeni çıkardığı Tivibu yazılımı. Tivibu yazılımı şu anda birden fazla lokasyonda çalıştırmama özelliğine sahip. Dolayısıyla internet üzerinden birden fazla yerden aynı televizyon kanalını seyretmeye kalktığınızda kontrol sisteminin çok daha başarılı olduğunu görüyoruz.
Hangi konularda kontrol sisteminin çok daha başarılı olduğunu görüyoruz? Dijital platformlara baktığımız zaman dijital platformlar alınan kartlarla şifrelerin çözüldüğü, şifreler çözüldükten sonra insanların bu kartlar üzerinden televizyonlarını çalıştırabildiklerini ve dijital platformları gayri resmi yöntemlerle kullanabildiklerini görüyoruz. İşte bu noktalardan bakıldığı zaman IPTV kendi içerisinde yine kendi doğası gereği çok ciddi bir şekilde internet üzerinden kullanımında korsana imkân veren bir yapıya sahip değil diyebiliriz. Buna rağmen yine de korsan kullanımlar, gayri resmi kullanımlar olmayacak mıdır? Açıkçası ben çok fazla olacağını zannetmiyorum. Bu nedenle de DRM uygulamalarının (Özellikle de video on demand konusundaki DRM uygulamalarının) gereğinden fazla önemsendiğini düşünüyorum. Çünkü DRM konusunda da çalışacak olan programların büyük bir çoğunluğunun internet üzerinden aldığı verileri doğru şekilde kullanabilmek yöntemiyle çözüme ulaşacaklarını görüyoruz.
“Korsana karşı yapılabilecek en ciddi faaliyet ileri teknoloji kullanılarak farklı deneyimler üretebilmek ve bu deneyimler sayesinde de farklı katma değerler üreterek insanların korsana gitmelerini engellemektir.”
Zaten korsan tarafında film endüstrisi farklı bir yöntemle ciddi anlamda korsanla mücadelenin yolunu bulmuş gibi görünüyor. İlk zamanlar dakikalarca süren ve aslında korsanla hiç alakası olmayan insanlara bilgilendirme amacıyla verilen siyah ekran üzerine yazılmış beyaz yazılarla “Korsanla mücadele hepimizin görevidir.” şeklindeki bilinçlendirme yazılarından bir şey çıkmadıktan sonra sinemacılar ağırlıklı olarak 3D filmlere yönelmeye başladılar. 3D filmlerde sinemanın verdiği kaliteyi vermek, onu kaydeden kopyalayan bir DVD üzerinden seyretmekten çok daha farklı olduğu için izleyiciler ciddi anlamda internet üzerinden ya da farklı ortamlardan alacakları korsan eserler yerine sinemada 3D olarak ve çok yüksek kalitede filmi seyretmeyi tercih eder hale geldiler. İşte bu durum son dönemde sinema endüstrisinin yeniden korsanla ciddi şekilde mücadele edebilir hale gelmesine sebep oldu. Burada da görüyoruz ki; korsana karşı yapılabilecek en ciddi faaliyet ileri teknoloji kullanılarak farklı deneyimler üretebilmek ve bu deneyimler sayesinde de farklı katma değerler üreterek insanların korsana gitmelerini engellemektir.
Bunun iyi örneklerinden birisi tekstil sektöründe yer almaktadır. Bilindiği gibi bu sektörde de korsan ile çok fazla mücadele sorunu olduğu dile getirilir. Bunun en önemli sebeplerinden
birisi katma değerin sadece etiketin üzerinde ve tasarımda kaynaklanıyor olmasıdır. Ancak son dönemde nano teknolojinin gelişmesiyle birlikte güneş ışıklarını insan vücuduna daha az ileten yazlık giysiler, soğuğu önleyen kışlık giysiler gibi nano teknoloji yöntemiyle üretilmiş tekstil malzemelerinin çalınması veya kopyalanması çok mümkün görünmemektedir. Bu nedenle bu tarafından bakıldığı zaman da korsanın ciddi anlamda karşıtı olan teknolojinin aslında kendisi olduğunu görüyoruz. Teknolojinin gelişmesi ve yüksek teknolojinin kullanılması katma değeri yükselteceği için korsanın karşısındaki en büyük avantajlardan birisidir. DRM tarafında ise kullanılacak bir sürü teknoloji geliştirilmiş olmasına rağmen son birkaç yıl içerisinde video on demand de dâhil olmak üzere birçok konuda yeni teknolojilerin karşımıza çıkmadığını görüyoruz. Bunun en önemli sebeplerinden birisi artık IPTV ile birlikte video on demand’in insanların bire bir bilgisayarlarına kaydedilmesi üzerine değil de streaming üzerinde kalması üzerine olacağını söyleyebiliriz. Böylece her istediğiniz videoya istediğiniz anda ulaşabilme imkânı varken neden gidip bir yerlerden korsan bir CD bulup internet üzerinde bir yerlere atmak ya da bilgisayarınıza atmakla uğraşasınız ki?