Efendim Ahmet Hakan pazar günü yazmış…
Anlaşılan uzun süredir yalnız unutmuş, bir hatırlatalım birlikte yaşamak nasılmış…
A.H. Dönüşümlü kapıya bakma olayını unutun! Kapı çaldığında sadece sen bakacaksın.
A.U. İstemezsen açmayacaksın. Kapıya canın isterse takılacaksın istemezse takılmayacaksın. Sen açacaksın ben açacağım tartışması ise yaşamayacaksın.
A.H. İki çubukla Çin makarnasına talim… Evde törensel yemekler söz konusu olamayacak.
A.U. Şehrin bütün restaurant, bar cafeleri 7×24 emrine amade olacak. Hatta gece 2’de eve girip saat 4’te sadece hava almaya ya da işkembe içmeye çıkabileceksin. Ben de geleyim diyen, gitme diyen olmadan.
A.H. Hep sakin ol hep… Seyrettiğin şahane filmin en şahane sahnesinde coşkunu duyurulabileceğin biri yok ki yanında!
A.U. Bak buna katılıyorum. Ama ona da çözüm var tunerfish’e yaz yüzlercesi okusun. Anında cevap al, bulaşık yıkıyorum, işim var lafları duyma…
A.H. Düzensizlik bekliyor seni! ‘Karşılıklı denetim’ ilkesi işlemediğinden tuhaf zamanlarda yatıp tuhaf zamanlarda kalkacaksın. A.U. Kendin ol, istediğin gibi sonsuza kadar. İlla birinin seni yola sokması mı lazım? Bu ne mazoşist bir eğilim. Uyku tutmadığı zaman istersen sesi sonuna kadar açıp müzik dinle, kalk gez, evden çık, tv aç, kitap oku, bütün ışıkları aç, kimse karışmaz. Kimseyi rahatsız ettim derdi olmaz.
A.H. Kısırdöngün şu olacak: Bilgisayar başı, okuma koltuğu, televizyon karşısı / Bilgisayar başı, okuma koltuğu, televizyon karşısı…
A.U. Artık kalk bilgisayar başından , amma çok çalıştın, ne yapıyorsun diyen olmayacak. Çalışırken ona yardım edemediğin için üzülmek vicdan yapmak da olmayacak.
A.H. Sessizliği evde açık televizyon sesiyle bozmaya kalkışacak kadar çaresiz kalacaksın.
A.U. Sessiz kalmak istediğinde mutlak sessizliğe ulaşacaksın. İstersen cuma akşamından pazartesi sabahına kadar ışığa bile çıkmadan evde oturabileceksin. Onun annesi, senin baban, onun edisi bunun didisi takılmadan.
Yalnızlık mükemmeldir.