Vahşi dijital Kapitalizm

1991 yılında internete girdiğim dönemlerde, dijital platformlar fena halde ıssızdı. Hiç unutmuyorum bir sabah Anadolu Net’te bir arkadaş heyecanla gelip IBM’in web sitesi değişmiş dediğinde, hepimiz soluğu bilgisayar başında almıştık.
O zamanlarda internet üzerinde tanıştığınız birine güvenebilirdiniz. Dünyanın öbür ucunda IRC ile tanıştığım ve benim için sadece dostluğumuz uğruna program yazan bir sürü dostum vardı. Ben de bir çoğuna yazılım konusunda yardımcı olmuştum.
O zamanlarda amaç teknolojiyi gelişmek ve bilgiyi paylaşmaktı. Yıllar geçti. Önce yahoo, sonra digital, altavista, babel fish, derken google geldi. Google bence internet imparatorluğunun çıktığı en yüksek noktaydı. Sonra facebookla birlikte işte o masum internet
geliştiriciler tamamen kalabalıklar içinde yokoldular.
Artık internette masumiyet, saflık, birbirine yardımcı olan
geliştiricilerin yerini vahşi kapitalizm içinde birbirine omuz atan ayak oyunları yapan, finanscılar aldı.
Bu da nereden çıktı dediğinizi duyar gibi oluyorum?
Aslında göremediğiniz birşeyden bahsetmek istiyorum. Mesela ajax diye bir teknoloji çıktığında, ben bunu internetin dur kalk (push pull) dünyasından akan daha doğal streaming bir dünyaya geçiş olarak algılamıştım. Bir iki ay önce Faruk Eczacıbaşı ile sohbet sırasında ona anlatırken ilk kez farkettim ki; aslında browserlar her
hareketlerinde korkunç trafikler oluşturuyorlar. Mesela google suggestions aslında hemen istediğimizi bulalım diye yaratılmış masum bir buluş değil. Trafik arttırmanın en kolay yolu. Suggestiondan önce “çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız” sadece bir arama iken, şimdi 44 arama anlamına geliyor. Her biri için onlarca html sayfa hazırlanıyor. Bu bir sorgunuz için 500 civarında sayfanın
oluşturulduğu anlamına geliyor.
Amaç ne?
Bilişime için tam bir savurganlık. Bir yazılımcı, bir akademisyen için sadece komik bir sayı şişirme olan bu hareket, finanscılar, borsacılar için bir skor bir hisse yükseltme yöntemidir.
Trafik yükseltmekten başka neler yapılıyor?
Masum kullanıcılar “aa facebook email servisine başlamış bakalım nasıl, youtube şunu yapmış bir görelim” diye bir o yana bir bu yana savrulurken aslında büyüklerin kavgasında ezilip duruyorlar. Eskiden yeniliklerin peşinde olan yazılımcılar artık şirketlerinin hisselerini yükseltmek için çeşitli hinlikler düşünen yöneticilerin tetikciliklerini yapıyorlar.
Bu hikayenin en innovatif yanı ise, girişimcilikadıyla geliştirilmiş ve toplumum koopere zekasını ipotek altına alan yapı. Bu vahşi kapitalizm artık ar-ge’ye para harcamıyor. Girişimcilik zehrini toplumlara şırınga ettikten sonra, oluşan projelerin içinden beğendiklerini üç kuruşa topluyor.
Doğru yere bakarsanız vahşi kaptalizmin çirkin yüzünü görmeye devam edersiniz. İnternet eskisi gibi masum değil. O yüzden yeni bir servis
duyduğunuzda eskisi gibi kullanmaya başlamadan bir düşünün bakalım, bu kimin işine yarıyor.
Bir o yana bir bu yana, yana yana savrulmadan!

Boğaziçi Üniversitesinde Fizik Bölümü’nde eğitim aldığı yıllarda Türkiye’de ilk kez iki bilgisayarı telefon hatları üzerinden konuşturan BBS sistemini kurarak, Türkiye’deki ilk internet ağını oluşturmuştur. Bir çok radyo ve televizyonda program yapımcılığı ve sunuculuğunu, bir çok teknoloji dergisinde köşe yazarlığı, bilişim editörlüğü ve genel yayın yönetmenliği yaptı. Türkiye’deki ilk internet servis sağlayıcısının genel müdürlüğünü üstlendi. Bir çok organizasyon ve kuruluşta internet süpervizörlüğü , webmaster’lığı , IT direktörlüğü ve dijital projeler koordinatörlüğü görevlerinde bulundu. Farklı üniversitelerin farklı fakültelerinde öğretim görevlisi olarak bulunmuş olan Ünaldı; şu an teknoloji ve pazarlama konuları başta olmak üzere birçok alanda hizmet veren Unaldi Consultancy’nin kurucusudur. 
Selin Ünaldı ile evlidir. Su ve Toprak isminde iki çocuğu vardır.