Beni taniyanlar ve takip edenler bilirler, patent konusunun gelecek on yillarda cok onemli olacagini soyleyenlerdenim. Ancak birkac haftadir patent konusu baska bir donemece girdi. Bunun onemli sebebi apple ile samsung arasindaki ve applein kazandigi dava. Bu dava oyle etkili oldu ki microsoft bu dava sonucu samsungdan alacakli duruma cikarken google bu davalarin _kendisine_ etkisini gormus olacak, "patentsavaslari insanligin inovasyonuna zarar verir" diye aciklama yapti.
Malum patent, fikri mulkiyet demek. Mulkiyet bir yerde insanla bulustugunda en etik tanimi ile kar demek, rant demek, dolandiricilik demek, gasp demek….
Tabii insanlik kisa zamanda patent konusunda bir yontem bulmakzorunda… Zira ayrica fikri mulkiyetinizi ispat etmek yani patent almak gelismis ulkelerde pahali, Turkiye’deise neredeyse imkansiz. ( ulkem herkesi bastan dolandirici kabul ettigi icin siz durust oldugunuzu ispat etmek gibi neredeyse imkansiz bir davanin icine giriyorsunuz) sonuc mu?
Turkiye’deki patent sayilarina bakarsaniz, birgun bir ulkenin gelip butun haklari bu topraklardada iddia edipalistigimiz isgal vaziyetinde fikri platformda da kalmamiza sebep olacak…
Neyse biz alistik…
Benim su an patent konusunda bir onerim yok dunyaya. Ancak Ismet Berkan gen patentleri konusunda bir oneride bulunuyor. Tutarli her onerinin hakkinin verilmesigerektigini dusundugumveokuyucu kitlemizin benzerligini gozlemledigim icin bu yaziyi da yayinliyorum. Tabii yaraticisinin hakkini vererek ve saygiyla…
Gen patentine süre kısıtlaması
BİYOTEKNOLOJİ ve biyogenetik, görece genç bilim ve teknoloji dalları. Doğal olarak bu konuda hukuki düzenleme de ya yok ya da yeni yeni yapılmaya çalışılıyor. (Türkiye’de de bu konuda Medipol Üniversitesi ile Çanakkale Aycavık Belediyesi ortaklaşa bir Bio-Etik sempozyumu düzenliyor, 6-8 Eylülde Bektaş Köyü’nde.)
Örneğin Amerika’da insan genlerinin patenti alınıyor. Veya bitki genlerinin. Ve birden bire insanlığa ait bir şey, gen, birden bire bir kişinin veya şirketin ‘fikri mülkiyeti’ haline geliyor.
Amerikan Yüksek Mahkemesi başlangıçta bu uygulamayı kabul etti ama şimdi şimdi konu yeniden tartışılıyor ve mahkeme gündemine gelecek.
Avrupa’da ise genlerin patentlenemeyeceği mahkemece kararlaştırıldı.
Tabii, patentlemeyi savunanlar, bu sayede bilimin ilerlediğini, şirketlerin bu mülkiyet hakkı sebebiyle araştırmaları desteklediğini söylüyor. Çok da haksız değiller.
O yüzden bana kalırsa orta yola gidilmeli, ilaç endüstrisinin tabi olduğu patent kuralları gıda için de geçerli olmalı. Yani, yeni bir gen bulan, tür bulan için 20 yıllık bir patent koruma süresi işlemeli, ama sonra o gen insanlığın ortak malı olmalı.
Mevcut patent korumasının en büyük sakıncası, dev gıda şirketlerinin ürettikleri bu yeni bitkilerin tarafsız bilim insanlarınca incelenmesini engelliyor olmasından kaynaklanıyor. Biraz eleştirel araştırmaların bile yayınlanmasını engelliyor bu gıda/tarım devleri.
Oysa, aynen ilaçta olduğu gibi bir lisanslama ve deneme süreleri olmalı yeni genlerin, ancak o zorlu yol aşıldıktan sonra o genle üretilmiş ürünler tüketiciye ulaşabilmeli.