Bölgenin Kurumsal Eğitim Merkezi

Mersin, Mezitli, Fındıkpınarı, Akarca Köyüne çok yakın Hu-Köy isminde bir girişim var.
Kurulduğu andan beri takip ediyorum, zira taşrada pek de alışmadığımız bir profesyonelliğe sahip.
Aslında ilk dikkatimi çeken, halk arasında “tiny house” diye bilinen konteyner’lerlan yapılmış birbirinden ayrık odaları olmasıydı. Ormanın içinde yerleştirilmiş ve pandemi döneminde özellikle ayrık olmasından dolayı çok keyifli görünen bir alandı. Bana eski Park Orman’ı hatırlattı. Her şey ormanın içinde…
Üşenmedim atladım aracıma, gittim. Şehir merkezinden 35 km uzakta, otobandan ve dağ yolundna iki ayrı yola sahip. Tahminimden çok daha fazlasını bulduğumu söylemeliyim.
Girişimin sahibi Kemal Bozkurt. Mersin’de bilinen bir iş insanı. 40 dönümü özel, 200 dönümü 29 yıllığına kiralanmış oran arazisi. Hu-köy AB destekli bir proje. Kemal Bozkurt, orman arazisinde 2000 dönüme kadar çıkabileceğini söylüyor. Takip etmeye başladığım andan bu yana o kadar hızlı büyüdü ki; yaparsa şaşırmam. Şu an 26 “Tiny House”, 5 bitmek üzere olan Hobbit ev, 15 kütük ev, 2 kuş ev (bir kütüğün etrafında dönerek çıktığınız özel bir ev türü) ve bir de şarap evi bitmek üzere. Kemal bey bundan sonra da taş ev planı yaptıklarını söylüyor.
Tabii bu büyüklükte bir arazide çok sayıda etkinlik imkanı da var. Sosyal aktiviteler direktörü Aziz Ali Karakurt, at binme ile başlıyor anlatmaya… Açık hava tiyatrosu, sonsuz havuz, konser alanı, ATV, zipline, katapult, 2 tenis bir squash alanından bahsediyor.
Sohbet ilerledikçe anlıyorum ki; aslında en önemli etkinlik konularından biri yoga. Bu konuda kurumsal eğitim için 10 yıllık anlaşmalar yapan şirketler olmuş.
Kısa zamanda bölgenin cazibe merkezi haline gelen Hu-Köy’e Adana, Gaziantep, Ankara, Kayseri, Hatay’dan konuklar geliyormuş.
Kemal Bozkurt planlarını anlatırken, sürdürülebilirlik merkezinde projeler yaptığını farkettim. Mesela Mersin’de çok da anlatmayı başaramadığım, güneş enerjisi panelleri konusunda 2014 KW’lık bir projeye başlamışlar. Aynı zamanda evlerin önünde ekotarım yapılmasına imkan veren bostanlar planlamışlar. Bunların hepsi, gelecek on yılın köy yaşantısına örnek niteliğinde.
Takip ettiğim kadarı ile Hu-Köy, doğayla iç içe olmak isteyen herkes için farklı çözümler üretiyor. Mesela otel, havuz, spa ile ilişkisi olmayanlar için de kamp ve karavan alanına sahip.
Tabii alan büyük olunca, ATV’ler ile off-road rehberleri eşliğinde geziler, tracking etkinlikleri, bisikletle doğa keşifleri gibi etkinlikler de var.
Ayrıca benim gibi sakin yaşam ve doğal ortamı tercih edenler için de; özellikle hafta sonu, harika bir kahvaltı var. Ürünler Bitlis, Van, Kars gibi civar iller ve Silifke, Mut gibi civar ilçelerden geliyor. Ayrıca akşamları ateş çemberi etrafında karaoke etkinliği var.
Hu-Köy’ün en hoşuma giden özelliği, akşam geç saatte gittiğinizde, göbek atan insanlardan ziyade, caz dinleyen ve sohbet eden insanları görmeniz. Yani, düğün salonuna dönen tatil köylerinden bu noktada ayrılıyor. Tabii ki; Türk müziği de var, ama onun da en dolu en iyisini alıyorsunuz.
Konuklarının da; seçkin olması Hu-Köy’ü özel yapan alanlardan biri.
Bu bilgileri alınca, yıllar önce Star Medya Grubunda çalıştığım dönemlerde eski dostum Murat Uygun’un Shaman Dans Tiyatrosunu kurduğu günleri hatırladım. O dönemde kurum içi eğitim ve eğlenceler çok madaydı. Shaman da özel kurumlara bu tip eğitimler veriyordu. Sonuçta bu ritm atölyelerinden çok daha etkili bir eğitim şekliydi. Hu-Köy’e giderken en son aktivitelerinin afişlerinde flamenko gösteri olduğunu gördüm. İçeri girerken de harika eski caz müziğini duydum. Hemen aklıma Shaman grubu, Fatih Erkoç ve Kerem Görsev ikilisi, Moğollar gibi isimler geldi. Keşke Hu-Köy’de yakın zamanda bu isimleri de dinleyebilsek dedim.
Ancak bunların dışında kurumsal iç eğitim programlarını da mutlaka görmek gerektiğini düşünüyorum. Zira İstanbul’un keşmekeşinden uzaklaşıp, diingin bir ortamda kurumsal iç iletişimi geliştirmeyi planlayan şirketler için, açık hava, bol gıda ve dingin zamanlar demek, Hu-Köy.
Yeni ekonomiye odaklanan Sabancı’dan iki dijital satın alma
‘Yeni ekonomi’yi 5 yıllık küresel büyüme stratejisinin merkezine alan Sabancı Topluluğu, dijital teknolojiler alanındaki yatırımlarını hızlandırdı. 2025 yılı sonuna kadar, yeni ekonomi alanında banka dışı gelirlerini ikiye katlamayı hedefleyen Sabancı Holding, bu kapsamda iki önemli global satın alma gerçekleştirdi.
Veri odaklı dijital pazarlama alanında faaliyet gösteren SEM ile siber güvenlik (operasyonel teknolojiler) konusunda dünyanın önde gelen startuplardan birisi olan Radiflow’u bünyesine katan Sabancı Holding, bu satın almalarla birlikte dijital alandaki küresel ayak izini de güçlendirmiş oldu.
Sabancı Holding’in, ‘yeni ekonomi’ stratejisi kapsamında dijital işlerini global ölçekte yönetmek üzere Hollanda’da kurduğu Dx Technology Services and Investment BV (DxBV) ile dünyanın farklı coğrafyalarına kendi teknoloji çözümlerini sunacak.

CENK ALPER: “DÜNYA ŞİRKETİ OLMA YOLUNDA ÖNEMLİ ADIMLAR ATIYORUZ”

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Sabancı Holding CEO’su Cenk Alper, “Çatı şirketimiz DxBV aracılığıyla gerçekleştirdiğimiz bu iki satın almayla birlikte, dijital işlerimizde önemli bir atılım dönemine giriyoruz. Daha önce de kamuoyuna ve yatırımcılarımıza açıkladığımız üzere, gelecek 5 yıldaki yatırımlarımızın yüzde 75’i ‘yeni ekonomi’ adını verdiğimiz enerji ve iklim teknolojileri, malzeme teknolojileri ve dijital teknolojiler alanlarında olacak. Dijital teknolojiler kapsamında belirlediğimiz 4 öncelikli sektör olan siber güvenlik, dijital pazarlama, ileri veri analitiği, nesnelerin interneti alanlarında organik ve inorganik büyümemizi hızlı bir şekilde sürdürüyoruz. Bugün itibarıyla, yeni ekonominin Sabancı Topluluğu’nun banka dışı gelirlerindeki payı yüzde 6’ya ulaşmış durumda. Hedefimiz bu oranı 2025 sonunda yüzde 13 seviyesine ulaştırmak. Stratejik hedeflerimizin bir parçası olan bu yatırımları gerçekleştirerek Sabancı’yı dünya şirketi yapma yolunda önemli bir pozisyona taşıyoruz” dedi.

KIVANÇ ZAİMLER: “BEŞ KITADA GLOBAL ÇÖZÜMLER SUNACAĞIZ”

Satın alma sözleşmeleri imzalanan SEM ve Radiflow şirketlerinin, bulut ve yazılım hizmetleri sunan SabancıDx ile çok güçlü bir sinerji yaratacağını söyleyen DxBV Yönetim Kurulu Başkanı Kıvanç Zaimler ise, “Yaratacağımız bu sinerji ile bir yandan geniş bir yelpazede global çözümler sunarken, bir yandan da dijital teknolojiler alanında küresel ayak izimizi pekiştireceğiz. Bu üç yapının, geçtiğimiz aylarda kurulumunu tamamladığımız DxBV şirketi çatısı altında faaliyet gösterecek olması da hedeflediğimiz bu sinerjiyi çok daha güçlü kılacak. SabancıDx ile bulut ve yazılım hizmetleri verirken, kritik altyapıları işleten sektör ve şirketler için siber güvenlik çözümlerimizi ise Radiflow sağlayacak. Tüketici pazarlaması alanında ise SEM firmamız müşterilerimize ileri düzey veri analizi yaparak benzersiz bir hizmet sunacak. Beş kıtada global çözümler sunan bu üç şirketimize Sabancı Üniversitesi’nin Ar-Ge gücünü de eklediğimizde, 2025 sonunda bir ‘unicorn’umuz olma potansiyelini görüyoruz.”

DİJİTAL İŞLER, DxBV ÇATISI ALTINDA TOPLANACAK

Hollanda’da kurulan ve Sabancı Holding’in yüzde 100 iştiraki olan DxBV bünyesinde faaliyet gösterecek olan SEM ve Radiflow şirketlerinin satın almalarına ilişkin kapanış işlemlerinin, gerekli yasal izin ve onayların alınması şartıyla, 2022 yılı üçüncü çeyrek sonuna kadar tamamlanması öngörülmektedir.
DxBV’nin gerçekleştirmeyi planladığı yatırım projelerinin seyrine bağlı olarak, öngörülen büyümesini desteklemek üzere mevcut 10 milyon USD olan sermayesinin 120 milyon USD’ye çıkarılması hedeflenmektedir.

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir