Dijital Sürdürülebilirlik

Kurumsal hype’lar arasında belki de son dönemde en öndekilerden biri sürdürülebilirlik raporları. Önce yazılıyor, sonra reklam ajanslarında tasarlanıyor, basılıyor ve pamuklara sarılıp saklanıyor. Sürdürülebilirlik Türk Wikipedia’cılar tarafından “daimi olma yeteneği olarak” tanımlanmış. Nasıl olup bir çılgın moderatör tarafından silinmediyse, şu bilgiler eklenmiş:
“21. yüzyılda genel olarak biyosfer ve uygarlığın bu yeteneğine atfen kullanılır. Aynı zamanda, kaynakların sömürülmesi, yatırımların yönü, teknolojik gelişmenin yönlendirilmesi ve kurumsal değişimin uyum içinde olduğu ve insan ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılayabilme potansiyelinin hem günümüzde hem de gelecek için korunduğu dengeli bir ortamda değişimin sağlanması olarak tanımlanabilir.” diye devam etmiş.
Sürdürülebilirliği anlatacak en önemli üç cümle bunlar olmamalıydı ama, neyse. Sonuçta sürdürülebilirlik, şirketin, markanın, ekosistem sayesinde ayakta kalması amacıyla oluşturulan her türlü faaliyeti açıklıyor. Tabii bu faaliyetlerin başında da, üretim için tedarik zinciri, hizmet için müşteri ve yani nesil internet şirketleri için kullanıcı sayısı geliyor.
Üretim için tedarik zincirini ayakta tutmak, ham madde için ne kadar önemliyse, Whatsapp krizinde de gördüğümüz kadarı ile internet şirketleri için de kullanıcı o kadar önemli. Ancak sanıyorum bunu farketmek için Whatsapp’in yaşadığı gibi bir kriz yaşamaları gerekiyor.
Whatsapp’in başına ne geldi?
Whatsapp’in başına geleni yeni bir internet kullanıcısına sorarsanız, eminim Whatsapp’in daha fazla veri istemesi ile ilgili gelen, kullanıcı akdini sonlandırıcı mesaja karşılık alınan tepki olarak anlatacaktır. Çoğunlukla kullanıcılar o güne kadar karşılarına çıkan sözleşmeleri okumuyor sadece imzalıyorlardı. Bunu bilen internet şirketleri de o gün olan sınıra kadar milim milim pervasızca ileri gidiyorlardı. Ancak o gün bardağı taşıran son gün oldu.
İnternet şirketleri bir konuda daha sınırları mutlak şekilde milim milim ileri kaydırıyorlar. Bu konu şirketin her yeni açtığı hizmetin üzerine “beta” yazarak, istediğini yapma hakkıdır. İlk zamanlar bu “beta” kullanıcının başına geliştirme sırasında oluşan bir açık veya yanlış fonksiyondan bir şey gelirse, şirketi hukuki bir davadan korumak için yazılırdı. Ancak bir süre sonra bu durum taciz edilmeye başlandı. İnternet şirketleri kullanıcıları mağdur durumda bırakacak kararlar alıp bunu da projeyi geliştirmekten kaynaklı sonuçlar olarak gösteriyorlardı.
Hatta bu teknoloji şirketleri, çoğunlukla birbirleri ile pazarlama savaşının bir sonucu olarak yeni servisler kurup, kapatıyor ve kullanıcıları mağdur ediyorlardı. Örnek vermek gerekirse Facebook’un parasız email servisini açması ile Google’ın Wave isimli sosyal medyasını açması neredeyse aynı zamana gelir. Konudan habersiz olan internet kullanıcısı ise durumdan habersiz kendine bir dünya kurar. Sonra Google Wave’i Facebook ise Mail’i kapatır!?!? Olan internet kullanıcısına olur.
Özellikle ücretsiz servislerde bu oldukça fazla uygulanan bir durum olmaya başladı. Öyle ki sırf Google’ın kapattığı hizmetleri yazan koca koca siteler var. https://gcemetery.co, https://killedbygoogle.com bunlardan sadece ikisi. üstelik bu iki site sadece Google’ın kapattığı hizmetleri içeriyor. Üstelik her hizmeti kullanan en az milyonlar olduğunu düşünürseniz bu şirketlerin aslında dijital sürdürülebilirlik açısından ciddi problemleri olduğunu görebilirsiniz.
Her ne kadar dijital dünya daha yeni oluşuyor diye düşünsek de, artık batıp çıkma dönemlerini geçecek olgunluğa ulaşmış olmalı. Bu durumda Apple, Google, Microsoft, Facebook ve Twitter gibi şirketlerin oluşturdukları servisleri her ne kadar parasız arz ediyor olsalar da, devam ettirmeme hakkına sahip olmadıklarını düşünüyorum.
Ben Microsoft’un yıllar önce oluşturduğu fotoğraf kayıt sitesini kapatması ile hayatımın önemli birçok anısını kaybettikten sonra bu dijital servislere güvenmemeyi öğrendim. Ancak bu, bu tür servislerin daha yeni kurulduğu dönemlerdi. Şimdi bırakın sistemi kapatmayı servis kalitesinde bile değişiklik yapmamaları gerektiğini düşünüyorum.
Yoksa.. Biri daha Whatsapp gibi kafasını duvara vurur!

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir