Bir süredir The Museum Hotel’i duyuyor, sosyal medyadan takip ettiğim Saffet Emre Tonguç gibi isimlerden videolarını seyrediyordum. Geçen hafta bir ihtimal oluştu ve merak ettiğim bu ilginç oluşumu incelemek için Antakya’ya gittim.
Mersin Antakya yolu
Yaklaşık 4 yıldır Mersin’de yaşıyorum. Buraya gelirken amaçlarımdan biri de, çevre illeri gezmekti. Ancak ne yazık ki pandemi dönemi buna engel oldu. Aşılarımızı tamamlamakla birlikte, pandemi döneminin başında 5 Mart 2020’de aynı gün önce İstanbul’da sonra da Isparta’da konuşup eve döndüğümden bu yana ilk defa bir otelde kalmaya niyetlendim. Öncelikle Mersin – Antakya yolunun son derece rahat olduğunu söylemek isterim. Yol son derece düzgün ve duraksız gidiliyor. Ancak Adana’nın hem girişinde hem de çıkışında aracımda basın mensubu olduğumu gösteren işaretler olmasına rağmen, GBT kontrolüne girdim. Polis arkadaşlara neye göre araç durdurduklarını sorduğumda ne yazık ki mantıklı bir açıklama alamadım. Sanıyorum Adana valisinin ve emniyetinin bu konuda bir düzenleme yapması gerekiyor. Aksi takdirde, Adana ile ilgili kötü bir itibar oluşacak.
Neredeyse ülke sınırına gidiyor olmama rağmen bundan başka bir sorunla karşılaşmadım. Yollar son derece güvenli ve güzel.
Antakya varış
Ailemele birlikte, rahat bir yolculuktan sonra Antakya’ya vardık. Otelin girişinde bizi Sabiha Asfuroğlu Abbasoğlu karşıladı. Sabiha hanım öyle misafirperver ve mütavazi ki; insan kendini bir otelden ziyade evinde gibi hissediyor. Babası Necmi Asfuroğlu ile sohbetimiz de bu mütevaziliğin bir aile geleneği olduğunu ortaya koydu.
Maceralarla dolu bir otel projesi
Proje 2009 yılında bir otel projesi ile başlıyor. Alan 3. derece sit alanı olduğu için, kazı yapılmasına karar verilmiş. Kazı sonuçları inelendiğinde farklı dönemlere ait farklı tarihi eserlere ulaşılmış. 35 arkeolog ve 5 restoratör mimar eşliğinde ve bakanlığın denetiminde bir yıl süren kazının sonucunda, bir müze otel yapılmasına karar verilmiş.
Emre Arolat’ın çözümü
Altta dünyanın en büyük tek parça mozaiği varken nasıl bir otel yapabilirsiniz? İşte Sancaklar Camii projesi ile gönüllere taht kuran, Emre Arolat’ın varlığı tam da bu noktada hissediliyor. Otel tarihi eserlerin olmadığı yerlere konulan 66 bacak üzerine, çelik konstrüksiyon olarak gerçekleştiriliyor. Odalar ise, önceden hazırlanıp bu bacaklara monte ediliyor. Otel ile müzenin girişi farklı şekilde planlanmış. Böylece isteyenler müzeyi, otele giriş yapmadan da, müze kartları ile gezebiliyorlar.
Otel inşaat alanında çıkan yeni eserler, otelin oda sayısını yarıya düşürmüş. Aile çıkan bütün eserlerin korunabilmesini sağlamak amacı ile sadece otelin oda sayısından değil, eserlerden de feragat etmiş.
Pandemi dostu otel
Her an M.Ö. 3 yy ve M.S. 15-16 yy arasındaki eserlerle olmanın yanında öncelikle yaşadığımız şu amormal günlerde her yeri hava alan bir otel olması nedeniyle, insanın Covid-19 korkusu yaşamayacağı bir otel olduğunu söylemekte fayda var.
Biz otele ailece gittik. Çocuklarım rahat eder mi diye bir tedirginliğim vardı. Ancak hem altı yaşındaki kızım Su hem de iki yaşındaki oğlum Toprak rahatlıkla otelin içinde gezdiler, havuza girdiler ve keyif aldılar. Yani otelin sadece bekarlar veya çocuksuzlar için olmadığını da söylemek lazım.
Otelin mutfağında, Antakya’nın neredeyse bütün lezzetlerini yapan şefler var. Bu da, sizi ayrıca restoran aramaktan uzak tutuyor. Yemekten sonra dünyanın en büyük mozaiğine bakarak kahvenizi yudumlayabiliyorsunuz. Gece aydınlatma ile eserler çok daha hoş görünüyor. Gündüz ise terastan Saint Pierre Mağara kilisesisini seyredebiliyorsunuz.
Bu haliyle hem otel hem müze hem de bir kültür gezisi yapmak isteyenlerin çok severek gelebilecekleri bir otel The Museum Hotel, Antakya. Otelin sadece cafe ve restoranı değil odaları da eserlere bakıyor. Bu yönüyle hem tarihi bir yolculuğa çıkmış oluyorsunuz hem de Antakya’nın gurme kültürünü de yaşamış oluyorsunuz.