Metaverse ve Etik

Facebook’un bu yeni atılımının iki farklı noktası var. Birisi, Facebook, Instagram ve Whatsapp’in birleşmesi ve Meta Holding’in oluşması. İkincisi ise Oculus Rift’in grubun bünyesine katılması ile planlanan “Sanal Gerçeklik” dünyası ve onun ekonomisi.
İsmine isterseniz Virtual Reality ( Sanal Gerçeklilik ) deyin, ister Augmented Reality ( Eklenmiş Gerçeklik ), isterseniz de Mixed Reality ( Karma Gerçeklik ) deyin bunların hepsini XR diye genel bir çerçevede inceleyebiliriz.
Bu XR teknolojilerinin büyük çoğunluğu şimdiye kadar laboratuarlar, eğitim amaçlı sistemler yada yüksek teknoloji tüketicileri tarafından kullanılıyordu. Bu nedenle etik değerleri zaten ortamın ahlaki seviyesinden dolayı ciddi bir probleme sahip değildi. Ancak Meta ile birlikte özellikle sanal gerçekliğin halka inmesi ile birlikte ciddi problemlerle karşılaşma riski doğdu. Bu nedenle etik konusu burada sadece bir değerler bütünü değil aynı zamanda ölüm kalım meselesi.
Birkaç soru ile durumun ciddiyetini ortaya koyalım:

  • İnsanlar daha gerçekçiyse sanal karakterlere daha çok güvenir mi?
  • Sanal gerçekliğin gerçeklikten fazla olması, gerçek ve sanal arasında daha fazla karışıklığa yol açar mı?
  • Sanal gerçekliğin gerçeklikten fazla olması daha fazla davranışsal ve duygusal etkiye yol açar mı?
  • Sanal gerçekliğin gerçeklikten fazla olması, daha olumsuz sonuçlara yol açar mı?
  • İnsanlar bugün bile gerçeklik ve sanal gerçeklik arasında kalabilirler mi?
  • Super gerçekçi karakterler ile etkileşim içinde olan olaylar gerçekten yaşanıyor (büyük yanılsamaya) ihtimal verir mi?
  • Bugün halkın bu konulara ilişkin algıları nelerdir?
  • Sanal bir deneyimin etkilerinin daha uzun vadeli takibi nasıl olabilir?
  • Süper gerçek XR kullanımının uzun vadeli kültürel etkileri nelerdir?

Sanal gerçeklik ve etik
XR’nin – süper gerçekçiliğin – belirli bir yönünün etiğine girmeden önce, genel olarak XR kullanımıyla ilgili daha önce tartışılmış olan etik konuları göz önünde bulundurmalıyız. Daha sonra tartışıldığı gibi, bu sorunların bazıları sanal deneyimin gerçekçiliğinin artmasıyla daha da şiddetlenmektedir.
Sanal gerçeklik ve AR kullanımının etiği hakkında zaten bazı literatürler var:

  • Sanal sistemler, duygusal, bilişsel ve davranışsal değişikliklere yol açabilir. Bugüne kadar araştırılanlar, genel olarak birey ve toplum için yararlı sayılacak şeyler için (örneğin ırk ayrımcılığına karşı) yapılmış olsalar da, aynı tekniğin zararlı uygulamalar için kullanılması ihtimali vardır.
  • Sanal gerçeklikten çıkmak, bireylerin gelişmiş bir sanal bedene sahip sanal bir fantezi dünyasında yaşadıkları bazı durumlarda ciddi sorunlar doğurabilir.
  • Xr’nin uzun süreli ve sık kullanılması, insanların sanal dünyayı gerçek dünyaya göre önceliklendirmesine neden olabilir.
  • Sanal bir bedende veya bir arayüz tarafından kontrol edilen uzak bir robotta somutlaştırılmışsa, uzaktan gerçekleştirilen eylemler için yasal ve etik sorumlulukların ne olduğu açık olmalıdır. Uzak temsilin başkalarına psikolojik veya fiziksel zarar verdiğini varsayalım. Sorumlu kimdir — özellikle katılımcının niyetlerinin arayüz üzerinden doğru bir şekilde gerçekleştirilmediğini, böylece zararlı davranışın amaçlanmadığını iddia edebileceği bir durumda? Fiziksel bir robot söz konusu olduğunda, konu hangi yasal yetki alanına girer — katılımcının, robotun veya robotun üreticisinin?
  • Xr’de, kişinin etkileşime girebileceği ölen akrabalarının temsili gibi psikolojik zarara neden olabilecek durumlardan kim sorumlu olacaktır? Bunun, örneğin bir kayıptan sonra kabul sürecini etkileyip etkilemeyeceği ya da keder, öfke gibi duygulara yol açıp açamayacağı açık değildir.
  • XR teknolojisi son derece ikna edicidir. Faydalarını bu şekilde sağlamaktadır (örneğin sanal ortamda afet müdahalesine yönelik eğitim, bir ikna biçimidir). İkna yine de kötü niyetli amaçlar için kullanılabilir, örneğin birisini doğal olarak yapmayacağı bir şeyi yapmaya, hatta yasadışı veya ahlaksız bir şey yapmaya teşvik etmek için.
  • Sanal şiddet ve pornografi, şu anda video oyunlarında ve internette olduğu gibi kolayca erişilebilir olacak ve daha gerçek hissedecek. Bunun önemli sosyal sonuçları olabilir.

Her ne kadar yapay zeka ile ilgili etik korkular herkesin dilindeyse de, asıl büyük etik problemlerin sanal gerçeklik dünyaları ile geleceği aşikardır. Bu konuya dikkat çekmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir