Bill Gates’in Korona aşısı bahanesi ile hepimize çip takacağı bilgisi sadece gelişmekte olan ülkelerde konuşulmuyor olacak ki; kızı bu hafta aşı olurken bunu tiye alan bir tweet attı:
“sadly did NOT implant my genius father into my brain”
Ben Bill Gates’in bu pası alıp golü yapacağını beklerken, o yine bu hafta içinde hem kızına hem de bize cevabını verdi:
“Pandemi sona erecek. Çünkü inanılmaz aşılar bulundu. Şimdi bu aşıları yaygınlaştırmaya ve yeni varyantlara uyarlama çalışıyoruz. İklim değişikliğine kıyasla bu çok daha kolay. Maalesef, iklim değişikliği bu yüzyılın sonunda, her yıl beş kat daha fazla ölüme neden olacak.
51 milyon ton seragazı dünyanın yıllık olarak atmosfere saldığı miktar. Sıfır ise 2050’de ulaşmamız gerek rakam.”
Maalesef Gates, haklı. Yakın zamanda başka bir gezegene gitme ihtimali de görünmüyor. O zaman hızlıca bu konuda çalışmalar yapmak gerekiyor. En fazla karbon ayak izine sahip olan herşeyden hızlıca kurtulmamız lazım.
TÜSİAD’ın bir basın toplantısında iklim konusunda çalışmalar yaptıklarını laf arasında farkettim. Bunun üzerine iletişim şirketi Marjinal’den Ceylan Naza’yı aradım. Sağolsun kısa zamanda çok detaylı bir bilgi notu iletti. TÜSİAD öncelikle Paris Anlaşması ve Avrupa Yeşil Mutabakatı ile şekillenen yeni iklim rejiminin ülkemiz ekonomisi ve ticaretine olası doğrudan ve dolaylı etkilerini ele alan bir rapor yolladı. Özetle rapor iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik politika araçlarını irdeliyor.
Makroekonomik bulgularla varılan değerlendirmeler ise şöyle:
Avrupa Yeşil Düzeni Türkiye için bir risk olduğu kadar, sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir dönüşümün aracı olarak yepyeni bir fırsat olarak değerlendirilebilir.
Unsurları kararlılıkla saptanmış bir stratejik dönüşüm çerçevesinde, emisyon azaltımını, elde edilen fonların şirketlerin yeşil dönüşümü amacıyla kullanılmasını ve yenilenebilir enerji ile enerji verimliliğini merkeze alan alternatif bir Yeşil Ekonomik Dönüşüm senaryosu sayesinde gerek milli gelirde, gerekse sera gazı emisyonlarında anlamlı iyileştirmelerin sağlanabileceği öngörülmektedir.
Yeşil ekonomik dönüşüm stratejisi emisyon azaltım hedeflerinin ulusal ekonomide üretim ve istihdamın artırılarak sağlanabileceğini göstermekte, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma stratejisi arayışlarına önemli bir alternatif sunmaktadır.
Bu bilgiler ışığında TÜSİAD’ın Türkiye’nin güçlü yönlerini görerek, harika bir bakış açısına sahip olduğunu söylemek mümkün.
Hiç süslü sözlere girmeden söylemek gerekirse TÜSİAD diyor ki; Türkiye iklim için yapması gerekenleri en hızlı şekliyle yaparsa, sadece karbon ayak izini azaltmakla kalmayacak, bundan büyük karlar elde edecek.
Üstelik sadece söylemekle de kalmıyorlar, rapora katılım ve katkı sağlayanlardan EnerjiSA yine geçen hafta 12 adet güneş paneli yapraklarıyla ayçiçeğini andıran “Smart Flower” cihazını Sabancı Center bahçesine yerleştirdi. Nedir bu smart flower derseniz. 5.35 MWh/yıl üretim kapasitesine sahip, güneşin günlük yörüngesini 90 derecelik bir açı ile takip ederek maksimum verimlilik ile elektrik üretimi sağlayan halk arasında güne bakan olarak bilinen ayçiçeğini andıran bir güneş enerjisi üretici cihazı. Sadece enerji üretmiyor aynı zamanda açılış ve kapanış evrelerinde kendi kendini temizleyebiliyor. Böylelikle toz ve toprağın, panellere yapışması sonucu meydana gelebilecek enerji kaybını da önleyerek, geleneksel fotovoltaik panellere oranla %40 daha verimli enerji üretimi sağlıyor. Sistem içine entegre edilmiş kontrol paneli, enerji kullanımı gibi verileri hafızasında derleyerek SmartFlower telefon uygulaması ile takip edilebiliyor. Smart Flower’ın bir günlük enerji üretimi ile bir elektrikli binek araç, 200 km menzil gidebiliyor veya 35 adet 16 watt tasarruflu ampul 1 tam gün kesintisiz beslenebiliyor.
Üç yıldır Türkiye Güneş Haritası’na göre Türkiye’nin en fazla güneş alan üçüncü ili Mersin’de yaşayan biri olarak, “Smart Flower”a o kadar çok özendim ki; her gün villamın terasına çıkıp “keşke benim de olsa” demeden edemiyorum.
Ne de olsa Bill Gates’in yakarışları, Tüsiad’ın raporunu görmezden gelip yenilenebilir enerjiye yatırım yapmak yerine keşke Mersin’de bir nükleer santral kurulsa da bu güzel, verimli ve güneşli toprakların ortasına pimi kurulmuş bir bomba bıraksak diyecek değilim.