Siz , uzun yıllardır bilişim anlamındaki gelişmeleri yakından takip ediyorsunuz. Gerek akademisyen gerek yazar kimliğiniz ile bu süreci değerlendirdiğinizde , sizce bilişim insanlığın psikolojik ve zihinsel gelişimini nasıl etkilemiştir ?
Bilişim çok genel bir kavram. Aslında bu konuya makro düzeyde teknoloji, mikro düzeyde ise internet noktasından bakmayı doğru buluyorum… Her ulvi felsefe, insanlığın bir toplam bilinç etrafında birleşeceği konusunda birleşir. Bu noktaya giderken düşünsel, operasyonel ve iletişim anlamında birleşmek gibi bir gerekliliğimiz var. İşte bu her bir platformda gideceğimiz yolu ulaşımımızı hızlandıran katalizörlerdir teknoloji. İnternet düşünsel anlamda birleşmemize ve oluşturduğumuz ortak medeniyeti ve kültürü ileri götürmemizi sağlayan en önemli araçtır. Mesela, dans kültürünün internet özellikle de youtube’den sonra çok daha hızlı geliştiğini gösteren araştırmaalar var.
Ben interneti, manifestosunda da belirttiğim gibi dünyanın her noktasından insanların beyinlerini birleştiren ve biz uykudayken bile yaratım sürecine devam eden bir en büyük bilinç noktası olarak görüyorum.
Önemli noktaları iyi ve kötü yönleriyle belirtirseniz sevinirim.
Benim çok sevdiğim bir ingilizce deyiş vardır. "Guns don’t kill people, people kill people" der. Yani insanlarfikir itibari ile birbirlerini öldürme kararı aldılarsa silahlar sadece araçtır. İşi hızlandırır kolaylaştırır ama fikren zaten eylem başlamıştır. Bu nedenle bilişim, teknoloji ve özelinde internet bir araçtır. Onu nasıl kullandığınız sizin amacınıza, niyetinize bakar. Bütün dinlerde ve hukukda da işlenmişeylemler cezalandırılırken niyet önemli değil midir?
İnsanın bu zaman içinde değiştiği muhakkak. Dolayısı ile insanın varlığına anlam veren değerlerden biri olan ‘itibar’ için de bir evrim söz konusu. Sizce iletişimde yaşanan bu muazzam gelişmeler bir insanın ‘itibar yönetimi’ ne nasıl yansımıştır ? İtibar yönetimi kavramını da detaylandırırsanız sevinirim..
İtibar yönetimi, insanı olduğu insandan daha özel gösteremez. İnsanın olduğu gibi görünmesini sağlar. Daha fazlası, sadece, kısa bir sürelik bahar havası yaşatır. SOnra kişi veya kurum eski haline dönecektir. Bu itibarın aslında teknoloji ve teknolojinin gelişimi ile kesinlikle alakası yoktur. Tariha bakalım, döneminde milyonları arkasından sürüklemiş Gandi’yi zamanında ve ölümünden sonra da itibarsızlaştırmak isteyen insanlar olmuştur ancak başarılı olamamışlardır.
Mevlena’nın hoşgörüsünü nasıl itibarsızlaştırırsınız. İçindeki samimiyeti, gerçekliği gören her vicdan buna engel olur.
O zaman teknoloji özelinde de baktığımızda itibar yönetimi öncelikle kendin olmayı gerektirir. İnternet üzerinde kendinize aldığınız takma adlar ile itibarlı olmak mümkün değildir. Bu sadece sizin komplekslerini göstermekten başka birşey sağlamaz.
Siz ülkenin değişik yerlerinde gençlere eğitimler veren , fikir öncülüğü yapan birisiniz.Ülkemizde bir çok gelişmenin getirisi ne yazık ki belli mecralara yarar sağladı. Malum bu da ülkenin ekonomik gelişiminde de dengesizlikleri ortaya çıkarttı. Bilişim bu anlamda önemli bir fırsat. Çünkü; bu bilgi toplumu seyahati, anadolunun zihin haritasında yer alırsa bu topraklarda gerek ekonomik gerek psikolojik anlamda bir sıçrama yaşanabilir. Bu pencereden baktığımızda sizce ‘Anadolu’da Bilişim’ farklı bir öneme sahip midir ? Bilişimin elitist kalmayıp anadolulaşması için nasıl çalışmalar yapılabilir ?
Bu bahsettiğiniz duruma popüler teknoloji çalışanları internetin demokratikleştirme etkisi diyor. Ben ise daha geniş pencereden bakıp, aristokrasinin doğuşu diyorum. Çünkü lokasyon bağımsız bir düşünsel devrimin gelişmesine sebep oluyor. Bahsettiğimiz devrimde bilgiden başka insanın doğal olmayan hiçbir değerinin önemi yok. Ne kadar paranız olduğunun, hangi ünvanlara sahip olduğunuzun hiç ama hiçbir önemi yok. İsminizin, milliyetinizin, kazanılmış haklarınızın önemi yok. Sadece bilginiz önemli.
Bir örnek vereyim. IPTV konusunda yazdıklarımı, dünyanın öbür ucunda beğenen bir blogger, Türkiye’deki medya satışlarında etkin olmak isteyen bir danışmana beni referans göstermesine sebep olmuş. Önerilen Türk, öneren Hollandalı, öneriyi alan Fransız. Fransız olan hepimizden daha fazla paraya sahip, ama kalkıp gelip günlerc benimle konuştu. İşte ben buna bilginin gücü diyorum. Yine bir ayrım ama gelen fransız bedensel engelliydi.
Sonuç mu? kişilerden bağımsız bilgi medeniyeti. Gerçek aristokrasi.
Bir çok çalışmanız yanında bilişim anlamında yayınlar hazırlayıp bu yönlü de bir eğitim özverisinde bulunuyorsunuz. Sizce bilişim yayınlarına talep nasıl ? Bu talebin artması ve yayınların halka ulaşılabilirliğinin artması için neler yapılabilir ?
Çok güzel bir soru sordunuz. Geçen hafta üçüncü kitabım olan "Türk İnternetinin Kısa Tarihi"ni çıkardım. Okan Üniversitesinde IPTV dersleri vermeye devam ediyorum. Benim iki kitabımda tamamen bitti. Arayıp isteyen genç arkadaşların, ihtiyaçlarını karşılayamamanın vicdan azabını duyuyorum.
Bu konuda da teknolojinin ciddi bir desteği olduğunu düşünüyorum. Mesela apple’ın son ibook uygulaması, ders kitaplarını, multimedyayı da kitabın parçası yaparak ciddi bir zenginleştirilmiş içerik üretimine imkan veriyor. Yaygınlaştırmaya yararı ise konuşulmaz boyutlarda.
Bilişim anlamında yeni topluluklar oluşuyor. Dernekler , platformlar aktif hale geliyor. Siz genel olarak bu gidişatı nasıl görüyorsunuz ? Sizce bu topluluklar kanaat önderliği yapabiliyor mu ? Organizasyon anlamında sıkıntıları var mı ?
Geçen gün Faruk Eczacıbaşı ile bu konuda konuştuk. Biliyorsunuz TBV’nin önderliğinde özellikle Türkiyedeki bilişim dernekleri bir çatı altında toplanıp tek strateji, tek amaç ile güçlerini birleştirdi. Ben bu tip yaklaşımları doğru bulmakla birlikte Türkiyenin eksiğinin internetin popülerleşmesi değil, fikir üretememesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Tohum projelerine bakıyorsunuz fikirler hep oradan buradan arak. Bunun ismide çalışan iş yapılarınına alınması olarak görünüyor. Hani biz Türk’dük, burası Türkiye idi. Hani burada dışardan gelen kurallar işlemezdi. Kurallara gelince işlemiyor ama fikre gelince işliyor mu? İşte bu ya olduğun gibi görünmemek, yada göründüğün gibi olamamaktır.
İnternet her geçen gün önem kazanan bir konu. Bu büyüme sorunları ve çözüm önerilerini de beraberinde getiriyor.
Sizce bu konuda çözüm önerileri yetkililer tarafından karşılık bulmaz ise ‘Bilişim çözümleri’ odaklı siyasi bir örgütlenme söz konusu olur mu ?
Yetkililerden kastınız, BTK İnternet Masası ise, interneti bu kadar az anlayan bir yapının çıkıp çıkarabileceği dünyanın birçok yerinde parayla satılan bir filtreden daha ileri gidemez. Bu da sadece sansürün Fransızcasıdır. Yetkililer önce kendi işlerini yapmalı. e-devlet?, eticaret kanunu? devlet kurumları arası dijital iletişim? . Üzgünüm ancak yetkililer, işlerini yapmayıp, trübine oynuyor.
Bu siyasi bir örgütlenmeyi getirir mi? Hayır getirmez. Siyasetin özünde iktidar özlemi vardır ve iktidar soysuzlaştırır.
Ancak fikir bazında güçlenmeye devam eder. Bu da "Creative Distruction" için zemin hazırlar. Bu da zaten devrimin nazik söylenişidir.
Teşekkür ederim.