Yıllar önce Nissan’ın Juke modeli daha yeni çıkmıştı. O zaman iletişim ajansı Effect, bu yeni aracın teknolojik altyapısını incelemem için bir hafta bana bir demo aracı yollamıştı. Hiç unutmuyorum bir haftanın sonunda tam aracı teslim edecekken Doğan Medya Grubunun tam önünde Juke’un gövdesindeki fonksiyonları değiştiğinde fiziksel butonlarının da değiştiğini farketmiş ve bu özelliğine aşık olmuştum.
Eşimle tanıştığımız dönemlerde onun aracını değiştirmeye karar vermiştik ve her ne kadar birçok farklı alternatif de olsa ben kesinlikle Juke olmasını istemiştim. Juke ile çok güzel yıllarımız geçti. Kızımız oldu. O ve anneannesi ile birlikte Uludağ’a, Kapadokya’ya defalarca Ankara’ya, Antalya’ya gittik. Tam 5 yıl keyifle kullandık.
Ancak ikinci çocuğumuz olunca eşimin aracını büyütmeye karar verdik. Uzun arayışlar sonrasında yine bir Nissan almak konusunda ben de baskı yaptık. Üstelik bu aracı da aslında Nissan satmayan çok sevdiğimiz dostlarımızdan ikinci el olarak aldık.
Mersin malum küçük yer kısa bir araştırma ile aracın dada öncek sahibi de dahil birçok konuda bilgi aldım. Aldığım bilgiler ciddi bir problem olmadığını, iyi bir araç olduğunu gösteriyordu.
Babadan, atadan ikinci bir araç alındığında mutlaka yetkili servise götürülüp, ufak tefek bile olsa ne var ne yok sordurulup, yaptırılır, biz böyle gördük.
Ben de, her ne kadar bir probleminin olmadığını soruşturmuş olsam da, Mersin’deki yetkili Nissan servisine aracı götürmeyi uygun buldum. Bir sorunu olmadığını söyleseler de balatalardan gelen sesten rahatsız olmuştum. En azından onlar değişsin istedim. Araçtaki balatalar değişirken bir de eşimle pandemiden dolayı çok az çıktığımız için, dışardaki işlerimizi hallederiz diye konuştuk. Aracı servise bırakırken fiyat bilgisi istedim. İki balata değişirse 700 tl olur diye bilgi aldım. Ancak bırakıp çıktıktan sonra bizi aradılar. Balatalardan birinin durumunun iyi olduğunu söylediler. Diğerini değişmesi gerektiğini bildirdiler ancak bu arada başka sorunlar olduğundan bahsettiler.
Gittiğimizde bizden 700tl aldılar. Bunun sebebini sorunca zaten iki tane değiştiğini ön arka olsaydı iki katı olacağını söylediler. Bazen bu tip durumlar olabildiği için ben de çok dert etmedim. Ancak araçta başka bazı sorunların olduğunu ve bunun en az 2000 tl tutabileceğini söylediler. Tabii ki olabilir, aciliyeti var mı diye sordum. Yok cevabını alınca da bunu düşünüp uygun zamanda yaptıracağımı söyledim. Bir hafta geçmeden aracı yeniden servise bıraktım. Bir yarım gün sonra gidip aldığımda yapılmamış olduğunu farkettim. Mersin’deki Nissan yetkili servisi, bozuk parçaların bundan fazla olduğunu ve 4000tl civarı tutacağı için yapmadıklarını söyledi. Devamlı rakamlar değişip duruyordu. Ben de bu durumdan rahatsız olmuştum.
Bunu düşüneceğimi söyledim. Bir hafta sonra servisten başka bir müşteri temsilcisi aradı. Ben de olanları ilettiğimde olur mu öyle şey siz aracı getirin size ilk verdiğimiz rakamlar ve kağıda yazılı olanlar geçerlidir. 2000 tl’ye bu işi yapabiliriz dediler.
Aracı yine alıp götürdüm. Bu sefer biraz da oralarda oyalandım. Müşteri temsilcisi beni servise çağırdı. Bir takım şeyler göstererek bunun 2000 tl den fazla tutacağını söyledi. Bana 10.000 tl’lik bir yeni fiyat çıkardı.
Malum heyecanla aracı aldığım yere döndüm. Onlar böyle bir problemin olmadığını ve çok ucuza yapılabilecek birkaç parçanın değişimi olduğunu söylediler ve aracın parça değişimini hem de muadil araç vererek gerçekleştirdiler.
Geçen gün Steve Jobs’ın ir konuşmasına denk geldim. Konferanstaki dinleyicilerden biri çok iyi bir teknoloji icat ettiğini ancak Apple kadar satamadığını söylüyor. Steve Jobs ise “İşe müşteri deneyimi ile başladıktan sonra geriye dönüp teknoloji için çalışmalısınız. Teknoloji ile başlayıp sonrasında nereye satacağınızı düşünemezsiniz.” diyor.
Galiba Nissan’ın da sorunu bu. Bu kötü ve güvensiz müşteri deneyimi, insana sevdiği markayı bile unutturuyor. Nissan deyince teknoloji anlayan benim gibi bir köşe yazarını bile servis ve kötü müşteri deneyimi ile soğuttular. Ne diyelim? Bu sefer “Nissan olmadı!”